Havalar ısındığı için Kızılay’da Tunalı’da, Kavaklıdere’de pastanelerin, kafelerin bahçeleri tıklım tıklım oluyordu. Hatta bahçesi olmayanlar sokağa masalar koyuyorlardı. Bir gün bir dondurma tezgâhının önünden geçerken eşim “Fazlı dondurma alalım mı?” dedi. Daha önce Lütfi Üstat “Müfettiş örnek kişidir, hem işte hem özel hayatında. Giyim kuşamına dikkat eder. Sokakta, yürürken bir şey yemez içmez,” demişti. “Tamam, içeri girip yiyelim,” dedim. “Niye içeri girecekmişiz ki, alalım gezerken yeriz,” deyince, biraz da sesimi yükselterek “Müfettiş eşi olduğunu unutma. Müfettiş sokakta bir şey yemez, içmez. Tabii müfettişin yanındayken eşi de,” dedim. Kırıldı. Gönlünü almak için bunun mesleğin cilvelerinden birisi olduğu, gülü sevenin dikenine katlanacağı gibi saçma sapan bir nutuk irat ettim. Şimdi düşünüyorum da ne saçma sapan bir konu yüzünden eşimin kalbini kırmışım.