Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… 6. Bu olay grameri, "rizomatik mantığın" programını takip eder (R 1976). "Bu-luğun ne başı vardır ne sonu, ne çıkış ne de varış noktası, o her zaman orta(m)dadır. Noktalardan oluşmaz, sadece çizgilerden oluşur. Bu-luk, rizomdur" (MP 1980, s. 321). Bu-luk, gerçekliğin tüm aşamaları için geçerli olduğuna göre, bu-luğun metodolojik önemini "son derece incelikli bir topoloji"yi, "sis" veya "pus" türünden (a.g.e., s. 321) bir topolojiyi gerektiren (a.g.e., s. 474), kısacası, “pürüzsüz” mekânlara ait olan -formlaştırmayla parsellenmiş “pürtüklü” mekândan farklı olarak ve "noktalara veya nesnelere değil, bu-luklara, ilişki kümelerine (rüzgârlar, karın veya kumun dalgalanışları [...])" yerleşmiş olan düzenlemelerde tespit etmek daha da kolaydır (a.g.e., s. 474). Bu-luğun bilimsel modeli, "ayrık"tır, hilomorfik şemayı temellendiren değişmezin yasal ve yasalcı modeli olan "benzer" değildir. Ayrık, "göçebebilimde maddeformlardan ziyade madde-kuvvetlere gönderme yapan unsurdur." "Madde ile formun bileşimiyle olmuş 'nesneden' değil de olaylardan veya bu-luklardan bireyleşmeler” yaratır. “Bulanık özler, bu-luklardan başka bir şey değildir” (a.g.e., s. 458). Çoklukların teorik ve pratik mantığı, durağan olmayan “değişkenlerle," "harekette," "çeşitlemelerde” bileşime girer. Bu çeşitlemeler, iki ana başlık altında toplanabilir: farklı düzenlere ait uzay-zamansal tekillikler ve bu-luklar [...] ile bu tekilliklere ve operasyonlara tekabül eden, farklı düzenlere ait etkileniş nitelikleri veya ifade özellikleri" (a.g.e., s. 505). Öyleyse bu-luk, ölçü değil ritim işidir - tabii, eğer ölçüden verili, “kodlanmış” bir formu, ritimdense "homojen bir uzay-zamanda değil hete rojen bloklarla işleyeni" ve "yön değiştireni" anlıyorsak. Tüm bu-luklar "bir ortamdan diğerine geçişte oluşur" (a.g.e.,
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
… 1. Deleuze, bu-luk mefhumunu Spinoza'nın Etika'sının (II, 13) dolayımıyla geliştirir (SPE 1968 III; D [1977] 1996, s. 108109 [125-126]; mak., [1978] SPP 1981, s. 166 [134]; MP 1980, s. 310; QP 1991, s. 51 [51]). "Bir bedeni (ya da bir ruhu) ne biçimiyle ne de organları ya da işlevleriyle tanımlayabilirsiniz; dahası, bir töz ya da bir özne olarak da tanımlayamazsınız" (mak., [1978] SPP 1981, s. 166 [134] içinde). Aslında Spinoza, yeğinlikli parçaların bileşimi şeklinde modal bir birey teorisi önerir (SPP 1981, s. 135 [77]). …
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
… (3) Bu-luk, 1968'den itibaren kullanılan tekil olay teması içinde yer alır: "Bir olayın bireyselliğinin neyden oluştuğunu soruyoruz: bir yaşam, bir mevsim, bir savaş, saat 5... Artık kişiler veya 'Ben'ler kurmayan bu bireyleşmeleri bu-luklar olarak adlandırıyoruz. Bu da şu soruyu doğuruyor: 'Ben'den ziyade bu türden bu-luklar değil miyiz hepimiz? [...] Olaylar, bileşim ve bileşimlerin çözülmesi, hız ve yavaşlık, enlem ve boylam, iktidar ve duyguyla ilgili oldukça karmaşık sorular doğurur. Psikolojik veya dilbilimsel her türlü kişiselciliğe karşı olarak, üçüncü bir şahsı, hatta 'dördüncü tekil şahsı,' kişi olmayanı veya O'yu öne çıkarır. Bu kişi-olmayanda kendimizi veya topluluğumuzu, Ben ile Sen arasındaki boş değiş tokuşlarda tanıyabildiğimizden daha iyi tanırız. Kısacası, birey-öncesi tekillikler ve kişisiz bireyleşmeler karşısında, özne mefhumunun ilgi çekiciliğini epey kaybetmiş olduğuna inanıyoruz" (mak., 1989, s. 89-90). …
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
… (1) Bu-luk, “bir özne veya hatta bir şey modunda gerçekleşmeyen” tüm bireyleşmelere işaret eder. (D [1911] 1996, s. 111 [128]]. “Farklılaşmamış bir derinlikten ibaret olmayan ve bir bilinç alanı gibi belirlen[emeyen], kişisiz ve birey-öncesi bir aşkınsal alanı belirlemeye" yarar. Bu-luk, "[...] ne bireysel ne kişisel olan, tam tersine [...] bireylerin ve kişilerin oluşumuna yön [veren] tekillik yayılımları"dır (LS 1969, s. 124-125 [124]). Bu-luk, şöyle tekillik yayılımlarının adıdır: "bir saat, bir gün, bir mevsim, bir iklim, bir veya birkaç yıl," herhangi bir "yeğinlik" (D [1911] 1996,s. III), bir "yüz” (MP 1980, s. 320) "kuvvetler, olaylar, hareketler ve dürtüler, rüzgârlar, tayfunlar" (P 1990, s. 52 [41]). Öyleyse bu-luk, “bir kişinin, bir öznenin, bir şeyin veya bir tözün 'bireyleşme modu'ndan son derece farklı" bir “bireyleş me modu"dur (MP 1980, s. 318). Kavramın 1977'den 1981'e geçirdiği evrim, "organsız beden” kavramının geliştirilmesini varsayar (LS 1969, 1972). Organsız beden kavramı Deleuze'e Spinoza'daki "sonlu moda" dair okumasını yenileme imkânı tanır (SPE 1968, böl. XII-XIII ve mak., [1978] SPP 1981, böl. VI içinde): Her bireyleşme modal, tekil ve yeğinliklidir. (2) "Bu-luklar güç derecelerinin bileşimlerden ibarettir, her birine belli bir etkilenme ve etkileme gücü, etkin ve edilgin etkilenişler, yeğinlikler karşılık gelir" (D [1977] 1996, s. 111 [128]). Demek ki bu-luk, farklı bir bireysellikle, öznellikle veya bedensellikle değil, farklı bir birey, özne, beden veya şey teorisiyle ilgilidir. Bu-luk, bir "içkinlik düzlemi" içine yerleşir ve düşüncenin iki düzlemi arasında bağlantılı bir ayrımı zorunlu kılar. Bu iki düzlemden ilki, Deleuze'ün "içkinlik veya dayanıklılık düzlemi"ni düşünmeye uygun tek felsefe olarak gördüğü materyalist bir içkinlik
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
… (DELEUZE 1972) BU-LUK • Bu-luk, ne töze, ne nesneye, ne de özneye indirgenebilen -ve bir aşkınlık düzlemiyle ilişkilendirilmek yerine çokluklar mantığının mümkün kıldığı dayanıklılık veya içkinlik düzleminde yakalanmaları kaydıyla- yine de mükemmel bireyliklerle alakalı olan bir bireyleşme modudur. TARİHÇE Deleuze, Hume üzerine olan ilk çalışmalarından itibaren, Kant'ı Hume'la birlikte yeniden okumak ve aşkınsal bir ampirizm gerçekleştirilecekse, Kant'ın töz eleştirisini aşkınsal öznenin kendisine uygulamak gerektiğini hep vurgular (ES 1953, s. 92, 117 [88, 110]). Yani ne nesne özneden önce gelir, ne de özne deneyimi inşa eder. Özne ile nesne bir arada üretilirler ve yaşamsal bir edimselleşme hareketinde, bir uyum içinde hic et nunc bireyleşirler. " Artık [önceden var olan] bir form yoktur, biçimlenmemiş öğeler arasındaki sinematik ilişkiler vardır; artık özne yoktur, kolektif düzenlemeleri oluşturan öznesiz, dinamik bireyleşmeler vardır" (D [1971] 1996, s. 112 [129]). Deleuze'ün Duns Scotus'tan aldığı bu-luk kavramı, bu teorik programı hayata geçirir. Duns Scotus, Fark ve Tekrar'da Spinoza ve Nietzsche ile beraber "varlığın tekanlamlılığı”nın veya "içkinlik" felsefesinin yapı taşları arasında yer alır, çünkü "en âlâsından 'formun edimselliği'ne karşılık gelen bir bireyleşme kavramına erişmeyi başaran" (DR 1968, s. 56-57) düşünür odur. Scotusçu felsefe, güçlü bir yeğinlik veya dereceler teorisinin yanı sıra modal bir etkileniş teorisi geliştirir (SPE 1968, s. 173, dn. 2). …
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı