…
Düşünmenin kendisi bir yoldur. Bu yola, sadece yolda kalarak uyarız. Yolun üzerinde, yolu inşa etmek için yolda olmak sadece bir meseledir. Diğer mesele ama, herhangi bir yerden sadece yolun kenarına dikilip, daha önceki ve sonraki yol güzergahların farklı olup olmadığına ve ne derecede farklı olduğuna dair ve hatta belki de farklılıklarında birbirleriyle uyumsuz olup olmadıklarına dair konuşmaktır ve bu uyumsuzluk da, yolu hiçbir zaman yürümeyen, onu yürümeye niyet de etmeyen, bilakis yolu daima sadece tasavvur etmek ve hakkında konuşmak için kendini yolun dışına yerleştiren herkes içindir.
Yolda olmaya ulaşmak için elbette yola çıkmamız/açılmamız gerekir [aufmachen*]. Bu, çift manada kastedilmiştir: Bir defa, kendini açan yol görünümüne ve yol istikametine kendimizi açmamız, diğer yandan yola koyulmamız, yani yolu ilk önce yol yapacak adımları atmamız kastedilmiştir.
'Düşünme yolu, ne herhangi bir yerden herhangi bir yere doğru sabit bir şekilde* sürülmüş bir araç yolu gibi uzanır, ne de genel olarak herhangi bir yerde mevcuttur. Hareket, öncelikle ve sadece yürümedir, burada ise düşünsel sormadır. O, yolun ortaya çıkmaya bırakılmasıdır. Düşünme yolunun bu karakteri, sır dolu bir yalnızlığa dayanan düşünmenin önden yürümüşlüğüne [Vor-läufigkeit*] aittir; [yalnızlık] sözcüğünün duygusal değil de daha yüce anlamıyla.
Hiçbir düşünür başka birinin yalnızlığına hiçbir zaman dahil olmamıştır. Yine de her düşünme, gizli bir şekilde yalnızlığından hareketle müteakiben veya öncesindeki düşünmeye doğru konuşur. Bizim bir düşünmenin etkisi olarak tasavvur ve tespit ettiğimiz şeyler, kaçınılmaz olarak onun yakalandığı yanlış anlaşılmalardır. Gösterime yalnızca bunlar sözde düşünülmüş olan şeyler olarak ulaşırlar ve düşünmeyenleri meşgul ederler.
"Düşünme ne demektir"