Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Antik yerleşik kültür, kültürel saldırıya uğradığı her dönemde, saldırgan kültür anlayışını içine alarak onu kendi zenginliği içinde sindirme ve değiştirmeye gitmiştir. Buna örnek olarak İslam ve Moğol saldırılarını incelemek yeterlidir. …
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
… ne dünyevi (sosyo-ekonomik) alandan bağımsız bir dini/ruhani alan tasavvuru, ne de dini/moral gereklerden yalıtık işleyebileceği düşünülen bir dünyevi/siyasi işler alanı vardır. Dünyevi ve ruhani alanlar karşılıklı bir etkileşim içinde hep yeniden ve yeniden kurulurlar. Bu durum bizi, Batılı bağlam için ancak uzak bir hayal ve hedef durumunda olan Hegelyen kutsal/mutlak devlette karşılık gelen (ki etik-moral, dinsel gereklerin yön verdiği devlet demektir) bir ‘siyasal’ gerçekliğe götürür. Ki burada, toplumsal düzenin en üst düzeyde tarif ve tanzim eden hukuk kurallarının da dinsel/etik gereklerden türetilen özelliğine ayrıca dikkat çekmek gerekir. Zira Batı için toplumsal ilişkileri düzenleyen kurallar bütünü her zaman neyin doğru neyin yanlış olduğunu bize gösteren etik-dinsel gereklerden değil, verili toplumsal güç odaklarının ‘seküler’ çıkar eksenli çatışmalarının bir ürünü olmaktadır. Marx’ın, Batılı hukuku; egemen sınıfın ya da ‘burjuvazinin’ hukuku olarak nitelendirilmesi de tam da bu noktada anlam ve değer taşımaktadır. …
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
… Wallerstein, tarih ve toplum bilimlerinin bir ve tek olduklarını vurgulayarak “tarihsel olmayan hiçbir fenomenin olmadığı”nı belirtmektedir. Bu metod, syncronic ( eşzamanlı-yhn) kavrayışa karşı diacronic (artzamanlı-yhn) yaklaşımı yerleştirir. Bu çerçevede olayların problematize edilmesinde süreçsel bir yaklaşım egemen olmaktadır. Ayrıca, olaylar bu yolla, normatif bir yaklaşım değil, dinamik tarihsellikleri içinde inceleme konusu edilir. Toplumu, dinamik tarihselliği içinde yani sürekli bir değişim ve dinamizmin konusu olarak) inceleyen bu metot, toplumu katı ve kapalı bir sistem olarak ele almaz. Toplumsal ortam, dinamik ve canlı bir sosyo-politik ve kültürel ilişkiler bütünü olarak resmedilir: Abrams’ın sözcükleriyle, “toplumu, tarihsel olarak kendi ürünü olan bireylerce yapılan bir süreç olarak algılamak” söz konusudur. …
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı
… Devrim sürecinin devam ettiği kabulünden (2002 yılından) hareketle kaleme alınan bu araştırm/kitabın 2006 yılı sonrası İran’ın gelecek gelişmeleriyle ilgili tesbitleri: Kısa vadede( 2006) sivilleşmenin başlaması, orta ve uzun vadede (2008-2015) tarihsel din-devlet özdeşliğinin çözülme sürecinin başlangıcı ve çözülme sonucunda, kurumsal İslam paradigmasının son bulması ve halkın rejime karşı iradesini kullanmak suretiyle, hukuksal zeminde, siyasal bir düzene geçileceği savından ibarettir. …
Sayfa 32·Kitabı okudu
Alıntı
… Bir devrim üç aşamada gerçekleşir: Birinci aşama, toplumda değişiklik fikrinin, yeni fikir tohumlarının atıldığı ve geliştirildiği evredir; daha çok düşünürlerin ve yazarların hazırladıkları, yön verdikleri bir devredir ve “aydınlanma” devri olarak adlandırılır. Devrim fikri, halk yığınlarınca benimsenince maddi bir güç haline gelir. İkinci aşama, eylem aşamasıdır. Bu aşama ihtilal ile ifade edilir. İhtilal’in temelinde, cıkarları çelişen toplumsal sınıflar/grupların çatışması yatar ve çatışma sonucu var olan düzenin istikarı delinir ve normal işleyişi kesintiye uğrar, işlemez hale gelir. İhtilalin bu aşamasında cari düzen muhtal olur. İhtilal, başarıya ulaşırsa yani etkili olursa meşruluk kazanır. “İhtilal” Arapça halel isminden türetilmektedir. İhtilal kavram olarak, var olan herhangi bir yapı veya düzende meydana gelen/getirilen izale, kesinti, bozulma ve cari akışının dıştan itilmesi/düzeni bozma anlamına gelmektedir. Üçüncü aşamada ise yıkılan, bozulan düzenin yerine bir yenisinin kurulması söz konusudur. Bu yeniden kur(ul) ma, evrimleşme sürecinde gerçekleşir. Dolasiyla devrim ve devrimin amaçları da evrimleşme sürecinde sonuçlandirilmış olur. …
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı