Hayri İrdal

Hayri İrdal
@Hayriirdall
Sıradan bir cahil.
38 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Ben her seferinde, öğrencilerimi yakalayınca gözlerinin içine sokuyorum ve şöyle başlıyorum: “Bakın” diyorum, “sizler, bir kere şunu unutmayın, uygar olmayan bir halkın çocuğusunuz"
Reklam
Ben öğrencilerimle her zaman çok samimi bir ilişki kurmaya çalışmışımdır. Onlara söylediğim en önemli şey şudur: Benim söylediğim hiçbir şeye inanmamaya maksimum güç ve gayret gösterin.Benim söylediğim her şeyi kafanızda yanlış olarak düşününve benim söylediklerimi kendiniz bir mantık süzgecinden geçirin. Arkasından, bugüne kadar edindiğiniz bilgilerin süzgecinden geçirin ve benim söylediklerim acaba doğru mıı, diye ölçüp biçin. Daha sonra, bunu literatür okuyarak test edin. Çünkü ben hep şu örneği veriyorum. Biz ormanda kaybolmuş bir grup insanız, hepimizin elinde bir çıra ve yol arıyoruz çıkmak için. Benim sizden farkım, benim elimdeki çıra sizinkinden biraz daha büyük ama bu benim doğru yolu bulacağımı garanti etmiyor. Her biriniz yolu bulabilirsi- niz ve ben sizin peşinize takılır giderim. Bilim böyle bir şey. liç belli olmaz, sizin aranızdan biri tak diye bir şey bulur, benim size bugüne kadar söylediklerim hepsi çöpe gider. Pa- şa paşa otururuz karşılıklı ve ben sizden öğrenmeye başla- rım. Ayrıca ben her zaman öğrencilerime ne kadar cahil ol- duklarını hatırlatırım.
Türk üniversite sistemini, Teknik Üniversite’yi, beni anla- mak istiyorsan Cengiz Bey’le konuşman şart. Cengiz Bey abi- devi bir adamdır. Biz geldiğimiz zaman onu yapacağız, bunu yapacağız, diyorduk. Cengiz Bey, “Bakın kardeşim, pek çok şeyi yapamayacaksınız ama bu teşebbüs etmeyin demek de- ğildir. Şunu unutmayın, halkın kültürü belli bir düzeye gel- meden bazı şeyleri kabul ettiremezsiniz. Onun için o kültürü yükseltmeye bakmak lazım. Siz bir taraftan çalışın, ama yap- tıklarınızın halk kültürü üzerindeki etkileri hep aklınızın bir tarafında dursun” dedi
Cengiz Bey “Sizden ricam 2000 yılına kadar hiçbir idari görev kabul etmeyin ve Türkiye’deki bilim kriterlerini ciddiye almayın” diye ilave etti. “Aman çok mühim, sakın ha, çünkü bizde rektör olmak, de- kan olmak önemli zannediliyor ama bilim o değil, esas önemli olan sizin ne yazıp ne çizdiğinizdir” dedi.27 yıışındasınız, tanınıyorsunuz ve Uçak Mühendisliği Fa- kültesi Dekanı Prof. Cengiz Dökmeci sizi özel olarak çağırıp, “Şöhretin büyüsüne kapılmayın Türkiye’de, bilim yapın” di yor. Hele Türkiye’de... Bilim yapmaya devam edeceksin, her sene adam gibi yayın yapacaksın, bu yayınlarını yabancı der- gilerde yapacaksın. Cengiz Bey bana, “Ben Türkiye’de yayın yapacak kadar hiçbir konuya hakim değilim” dedi. Ne demek bu? Yani Türkiye’de yayın yaptın mı seni kontrol edecek adam yok. Bunun için de adam gibi hakemden geçmiyor. Zaten hakemli dergi de pek yok... Var, ama adı hakemli dergi. Halbuki, yurtdışında ciddi ha- kemden geçiyor, bir falso yaparsan enseleniyorsun. Oysa, Turkiyede falso yaparsan seni enseleyecek adam yok. Cengiz Hoca bunun için, “Ben hiçbir konuya, Türkiye’de yayın yapacak kadar hakim değilim” dedi. Bu müthiş bir laf. Şımarma tehlikesi olabilirdi, bir de memlekete hizmet he- vesiyle sırf Türkiye’de yayın yapalım diye debelenebilirdik. Mesela İhsan Bey, Doğan Kuban, Erdoğan Şuhubi falan, hep bu tuzağa düşmüşlerdir. Yani aman, Türkiye’de bir şeyler ya- palım, Türkiye’ye bir şeyler katalım diye çırpınmışlardır. Ta- bii kontrol olmadığı için, Türkiye giderek kaliteden uzaklaş- mıştır. Cengiz Bey, üzerinizden kontrolün kalkmaması lazım; siz uluslararası bilim camiasının parçası olmalısınız; bunun yolu da hakemli dergilerde yayın yapmaktan, hakemli dergi- lerde hakemlik yapmaktan geçiyor, diye ısrar ettiydi. Hakem- li dergilerde editörlük, yayın kurulu üyeliği
Diplomamı aldım , Steve’e uğradım, teşekkür etmek için. Dip- lomamı gösterdim. Steve baktı diplomama, “Geçen gün bir şey dikkatimi çekti, notlarına bakıyordum, senin Summa cum laude ile mezun olman lazım” dedi. — Nedir o? — En yüksek şerefle. Çünkü 3,95 miymiş neymiş benim orta- lamam. Ama geçti tabii, dedi. Yok öyle şey, dedim, notlarım tutuyorsa isterim. Ama basmışlar diplomayı, dedi. Anlamam, mahkemeye veririm sizi, dedim. Steve, ne ihtiyacın var, dedi. Hayır, onu isterim, dedim. Steve matbaaya telefon açtı, mat- baacı bağırıyor, yeni bastık diplomayı, niye zamanında söyle- miyorsunuz, diye. Git aşağıya, götür diplomanı, değiştirecek- ler, dedi. Tabii diplomanın değiştirilmesi için rektörden onay lazım. Rektör beklendi, bulundu, imzaladı falan. En sonunda Steve dedi ki, “You are the biggest pain in the ass!” Ben de Steve’e “Bu söylediğini yazılı olarak verirsen ve altına üniver- sitenin mührünü koyarsan, ömür boyu odamda asılı tutaca- ğım” dedim. Steve kalktı, çağırdı sekreterini, yaz bunu, dedi. Kız öyle bakıyor Steve’e, ne diyor bu, diye. Kız yazdı, üniver sitenin altın yaldızlı mührü basıldı ve Steve imzaladı, al bunu, dedi. Fakültedeki odamın çıkış istikametine koydum. Her çı kan görüyor.
Reklam