“Araba
emrinizde, kimi isterseniz onu alın, ama sizden bir istirhamim var, biz eşimle beraber sizi akşam yemeğine davet etmek
istiyoruz” dedim. Çok memnun oldu. Bir akşam yemeği için
Prof. Beloussov’la anlaştık. Cevdet onu aldı, dolaştılar, alışve-
rişe falan gitmişler, Cevdet biraz da İstanbul’u tanıtmış.Sonra Beloussov eve geldi. Çok sıcak bir yazdı, unutmu-
yorum. Toplantıda gördüğümde Beloussov’un üzerinde kısa
kollu, göğsü bağrı açık bir gömlek vardı. Akşam bir geldi,
grand-tuvalet takım elbise giymiş, dantelli bir mendil vardı
cebinde. Bu adam bir aristokrat çocuğu. Beş, altı dil biliyor.
Dadılarla falan büyümüş ihtilalden önce. Oya kapıyı açtı. Be-
loussov Oya’nın elini öpme teşebbüsünde bulundu, tabii Oya
şaşırdı, ne yapıyor diye.
— Sizin tepkiniz ne oldu?
— Ben de Prof. Beloussov’a, latife ederek “Bu Amerika’da
büyümüş bir barbar, kusura bakmayın” dedim. Fakat Belo-
ussov eşim hakkında böyle bir latife yapmama çok kızdı, bu
centilmenliğe sığmaz, dedi. Dedim ya, adam aristokrat bir ai-
lenin çocuğu, görgüsü benimkinden çok üstün.