Spinoza, akıldışı tutkular tarafından güdülenenlerin ve davranışlarını bu tür ihtirasları doğrultusunda ayarlayanların ruhen hasta olduğunu söyler. Eğer optimum bir gelişmeye ulaşmışsak, yalnızca özgür, güçlü, akıllı ve neşeli değil, aynı zamanda psişik yönden de sağlıklı oluruz. Bunu başaramadığımız durumlarda ise bağımlı, güçsüz, mecalsiz, bıkkın olur ve çöküntü içinde kalırız. Bence Spinoza, ruhsal sağlığın veya bozukluğun, yanlış yaşam biçiminin doğru ya da yanlış kuruluşuna bağlı olduğunu ortaya koyan ilk modern düşünürdür.
İsteklerin bastırılması sürecinde en büyük güçlük, cinsellik konusunda ortaya çıkmaktadır. Çünkü cinsellik çok güçlü bir doğal güdüdür ve diğer arzular kadar rahatça başka yönlere kanalize edilememektedir. İşte bu nedenle tarih boyunca, cinsellik ile öteki insancıl tutkulardan çok daha fazla mücadele edilmiştir.
Öyle ki, birçok insan kendi istekleri doğrultusunda davrandığını sanırken, aslında isteklerinin çoktan saptırılıp yönlendirilmiş olduğunun farkına bile varamamaktadır.