"Sahip olmak" ilkesinde inanç, emin olma ihtiyacı duyan ve yaşamda bir anlam bulmak isteyen ama bunu kendi başına arama cesaretini gösteremeyenler için bir koltuk değneğinden öteye geçemez
Yaşayacağımız en yüksek değerlerin bir sembolü olan Tanrı, "sahip olmak" yönlenmesinde, bir put haline dönüşür. Böylelikle insan, tüm güçlerini, kendi yarattığı bu şeye yansıtınca, gerçek güçlerinden uzaklaşmış olur ve zayıflar
Kendini kendi yarattığı şeylere tutsak eden insan, kendini yeniden bulabilmek için, kendinin dışlaşıp yabancılaşmış bir biçimi olan bu puta daha çok bağlanmak, ona daha çok tutsak olmak durumunda kalır.
Çünkü insanların doğru ve şüphe edilmez olarak gördükleri şeylerden çoğu, içinde yaşadıkları toplumun ve sosyal çevrenin onlar üzerindeki etki ve baskısından oluşan hayaller ile yanılgılardır.
Çalışma yaşamının güç ve zorlayıcı koşulları kadar, hiçbir şey yapmamak da insanı bunaltır ve sıkar. Yaşamın dayanılabilir olması için, bu iki karşıt özelliğin kombine edilmesi ve birbirleriyle dengelenmeleri gerekmektedir.
Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu..