Hazan

Hazan
@HazanCoskun
Sosyolog
Sosyoloji/ Sosyal Hizmet
İstanbul
İstanbul
23 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Güneş kat kat eteklerinden alevler damlatarak dağların arasından yükseliyor; katranı kazıyan gök kubbe, isli lacivertlere, dingin morlara, uçuş uçuş pembelere,tatlı şeftalilere, altın sarısı başaklara karışıyordu. Dünya her sabah kendi karnından, yeni baştan doğuruyordu. Güneş’in ziyasını göstermesi ile birlikte, kendilerine lüzum kalmadığını anlayan sokak lambaları saygıyla sönmüş; rüzgâr ıslığıyla, dallar çıtırtıları, yapraklar hışırtıları, kuşlar cıvıltıları, arılar vızıltıları, kediler mırıltıları, okyanuslar uğultuları, dereler şırıltıları, sazlıklar fısıltılarıyla, hayır duası eder gibi karşılaşmışlardı tazecik sabahı. Toprakta çimenler, dallarda yemişler, fırında ekmekler buram buram kokmuş, dört bir yana rayihalarını saçmışlardı. Dünya kara yorganını üstünden sıyırıp aydınlık heveslere uyanmıştı.
Sayfa 177·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir daha söyleyeyim; özen göstermezsen yaralar enfeksiyon kapar, maalesef böyle kötü bir huylari var. Bir yerin yaralandığında tabii ki sabah akşam orayı düşünmeyeceksin. Ama yaralanmamış gibi davranmaya, incinmiş yerin üstüne abanmaya devam edersen de sızına yeni sızılar eklersin. Biliyorsun, insan kolay yaralanıyor. Sonra çareyi doktorlarda filan arıyor ama yaralanan sensen eğer, kendini önce kendin merhamet edeceksin.
Sayfa 172·Kitabı okuyor
Öyle büyütülecek bir yanı yok yani, hepi topu dikiş meselesi. Kendi ihtiyacına göre diktiği kostümü elindeki en münasip modele giydirmeye çalışıyor insan. Ait olmadığı bedenden sarkıyor haliyle kıyafet. Paçası uysa beli oturmuyor, omzu denk düşse kolu kısa geliyor. Sonra vay efendim sen onu benim istediğim gibi giyemedin, vay sen beni yeterince sevmedin. Halbuki terzi de modele değil, diktiği elbiseye bayılıyor. O elbise ki kuvvetle muhtemel baştan çizilmedi bile, mesela bir bayram sabah babasında gördüğüne yahut görmek istediğine benzetildi. Olsun, aşık onu öyle düşünmüyor. Hem ne yapsın yaşadığı her hataya semavi manalar yükleyecek illa, şu içi çürümüş hayata kolay mı tutunuluyor?
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Bazı gereksinimlerin zamanı oluyor hayatta. O zaman geçince giderilmemiş ihtiyacın yerine karanlık bir ağırlık alıyor. Yokluk boşluğa, boşluk ağırlığa dönüşüyor sonra artık ne yapsam başa dönülemiyor.
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Tek bir fotoğraf kendisinden ibaret sayılabilirdi ama yanına bir başkası gelince, sinemacıların Kuleşov efekti dediğine benzer bir hal yaşanıyor, yan yana dizilen fotoğraflar yepyeni anlamlar vücuda getirerek genellikle keyfimi kaçıracak hakikate toslamama yol açıyordu. Parçaları sezgisel olarak seçiyor, bütünü yaralayıcı biçimde kurguluyor, hayatımın kolajından sinir bozucu montajlar yaparak darmaduman olmuş ruhumun filmini çekiyordum.
Sayfa 48·Kitabı okuyor