Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü günümüz kapitalist düzeni insanın kalbi ile aldı arasındaki bağlantıyı ne yazık ki yok etti. Ne kalbimizi ne de aklımızı tanıyoruz. Robotlaşan bireyler olarak, sahte duygular, sahte mutluluklar hatta sahte acılar yaşıyoruz.
Mansur’u bir bahane bulup sindirmek isteyen Abbasi iktidarı bir sohbeti esnasında kendinden geçmiş cezbe halindeyken “Ene-l Hak!” (Ben Hakkım) demesi üzerine, 918 yılında onu Sus’ta gözaltına aldı. İktidar Hallac-ı Mansur için idam fetvası isterken dönemin Şafi, Maliki, Sünni kadıları idam kararına karşı çıktı. Bunun üzerine hücreye atılan Hallac-ı Mansur’ un ünü birdenbire daha da yayıldı.
Halk arasındaki hoşnutsuzluklar giderek artarken Hallac-ı Mansur’ a olan destek de diğer yandan çığ gibi büyümeye devam etti. Sekiz yıl boyunca gözaltında tutulan Hallac-ı Mansur bu süreçte ünlü eseri Tavasin i tamamladı. Tutuklu bulunduğu yıllarda ünü azalacağına daha da arttı. Böylece iktidarın da ağır baskısıyla Maliki kadısı Ebu Ömer, Mansur’un idamına hükmetti.
Hanefi kadısı îbnu Bühlülun sert muhalefetine ve baskısına rağmen idam kararından geri dönülmedi ve Hallac-ı Mansur hicri 309 miladi 922’ de Bağdat’ta önce kırbaçlandı ardından burnu ve ayakları kesilerek işkenceye maruz kaldı. Ölümünden sonra bedeni yakılarak külleri Dicle’ nin sularına savruldu.