Okur

"İKİ BIÇAĞI BİRBİRİNE" Kitabı Üzerine
7/10
·120 syf.··
2026 37. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 10:18
Bir Kutu Kitap seçkisi sayesinde ilk kez tanıştığım,çağdaş Türk edebiyatının dikkat çeken isimlerinden Çilem Dilber Çilem Dilber’in kaleme aldığı, Budala Kitap etiketli İki Bıçağı Birbirine "İki Bıçağı Birbirine" adlı romanı bir aile dramından yola çıkarak insanın karanlık yüzüne inen,sırların ve yüzleşmelerin yer aldığı,dili akıcı,katmanlı ve psikolojik derinlikli kurmaca bir metindir. Yazarımız Çilem Dilber Çilem Dilber, doğrusal bir anlatım yerine,geçmiş ile şimdiki zaman arasında mekik dokuyan, anıların ve sırların iç içe geçtiği bir kurguyu tercih etmiş. Kapakta yer alan, koltukta oturan ama başları gerçeküstü (hayvan/boynuzlu figürler) tasarlanmış üç insan resmi ve renkler, skandalları ile malum adada geçen maske olayları ile ilgili çağrışım yapıp oldukça irite etmişti beni,ancak kitabı okuduktan sonra bir mitten esinlenildiğini farkettim daha farklı bir temsil yapılabilirdi,yine de kapak kitabın genel havasına dair ipucu veriyor. Roman, ana karakter Melih’in babasının ölümünün ardından başlar.Melih, babasının ölümüyle, onun "mabedim" dediği,kitaplar,dolma kalemler,defterler ile dolu çalışma odasına girer ve babasının kilitli bir çekmecesini keşfeder. Çekmecenin içinden çıkan gizemli dosyalar ve yarım kalmış hikâyeler, Melih’i ve kız kardeşi Çiğdem’i hiç bilmedikleri,yıllarca saklanmış bir hayatın eşiğine getirir.Melih,aslında hayatı boyunca hiç tanımadığı bir babanın gölgesiyle ve onun sırlarıyla baş başa kalır.(Aslında herkes babayı kendince tanıyor) Bir insanı ne kadar tanıyabiliriz?Hele ki bu insan en yakınımızsa? Roman,aile bağlarının içindeki yabancılığı,yabancılaşmayı ve bireyin kendi kimliğini koruma mücadelesini karakterler açısından tek tek ele alır. Kitapta kapak dışında rahatsız olduğum iki husus daha var.Biri kitap oldukça dikkat çekici başlıyor ancak
İki Bıçağı BirbirineÇilem Dilber · Budala Kitap · 202685 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"HÜYÜKTEKİ NAR AĞACI" Kitabı Üzerine
9/10
·93 syf.··
2026 2. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 18:49
Spoiler içerir... *31 Ocak 1951'de Hüyükteki Nar Ağacı'nı bitiren yazar,eseri kaybetmiştir. Kadirli'deki annesinin sandığında bulunmuş,ardından amcasının oğlu tarafından 1966'da kendisine getirilmiştir. Eserin ilk beş sayfası kopmuş olmasına rağmen bu sayfalar,yazar tarafından yeniden yazılmıştır. Neredeyse hiçbir değişiklik yapmadan 1982'de yayımlanmıştır *Eser,tarlasındaki ekinleri kuruyan Memet’in,ailesinin tek geçim kaynağı olan keçiyi de satıp Çukurova’ya ırgatlığa gitme kararıyla başlar.Yanına köylüsü Hösük ve Âşık Ali’yi alarak yola çıkan Memet’e,yolda sağlık sorunları yaşayan Yusuf ve çobanlık yapan çocuk Memet de katılır.Ovaya vardıklarında karşılaştıkları manzara ise tam bir yıkımdır; traktörlerin ve makinelerin girmesiyle artık "sarı öküzlere ve Memet gibi insanlara" ihtiyaç kalmamıştır.Emeğin yerini alan makineler düzeni kökten değiştirmiştir.İş bulma umuduyla kavurucu sıcakta köy köy gezen ekip,yol boyunca Yusuf’un artan hastalığı,sivrisinek saldırıları ve açlıkla mücadele eder.Son buldukları iş de karınlarını doyurmayınca,fiziksel ve ruhsal olarak tükenme noktasına gelirler.Bu derin çaresizlik içinde grup, gerçekliğin acımasızlığından kaçmak için efsanevi bir umuda tutunur.Zihinlerinde büyüttükleri bu umut,ormanlık bir köydeki yaşlı bir kadının anlattığı "Hüyükteki Nar Ağacı"dır.İnanışa göre bu ağaç,"Kırklar Meydanı"nda bulunan kutsal bir sığınaktır;açları doyurur,yaraları iyileştirir ve dertlilere derman olur.Zalimlerin yanına bile yaklaşamadığı bu mistik ağaç,ceplerinin parayla dolacağını hayal eden Memet, Hösük,Yusuf, Âşık Ali ve çocuk Memet için artık tek çıkış yoludur. *Bir kaç dilde kelime dağarcığım cok güçlü olsa da bu kitapta sıklıkla sözlük ihtiyacım oldu.Aradan çok uzun zaman geçmemesine rağmen kültürümüzden ne kadar uzaklaşmış olduğumuz
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
"BABAYA MEKTUP" Kitabı Üzerine
Puan vermedi·57 syf.··
2025 77. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 10:51
**︎Franz Kafka’nın Franz Kafka 1919’da yazdığı Babaya Mektup “Babaya Mektup” (Brief an den Vater),aslında yayımlanmak üzere değil,babasına iletmek amacıyla kaleme aldığı uzun mektuptur. Ancak Kafka mektubu asla doğrudan babasına vermez;daha sonra metin edebi bir eser olarak değerlendirilip yayımlanır. "Baba'ya Mektup"psikolojik derinliğiyle bir vaka öyküsü sayılabilir,bir yandan bireysel travma,öte yandan evrensel baba-oğul çatışması görünür. ︎Kafka mektupta çocukluğundan itibaren kişilik olarak otoriter,sert,talepkâr ve çoğu zaman aşağılayıcı bir adam olan babası Hermann Kafka ile olan ilişkisini ve kendi üzerinde yarattığı derin korku,suçluluk, yetersizlik,değersizlik,başarısızlık ve güvensizlik gibi duygularını anlatır. Yine de babasını tamamen kötülemez; onun güçlü yönlerini de kabul eder ama bu güç karşısında kendi kişiliğinin ezildiğini,nefes alamadığını vurgular. Kafka,babasına hayranlık ve korku karışımı bir duyguyla bakar;bu ambivalans,onun kimlik gelişiminde bir çatışma yaratır.Belli ki babasının kişilik özellikleri ve tutumu,Kafka'da gelişen öğrenilmiş çaresizlikle özsaygısını zedelemiş,depresif ve içselleştirilmiş bir öfkeye yol açmıştır. Kafka, edebiyata sığınışının,içine kapanıklığının ve hayat boyu süren kaygılarının büyük ölçüde babasıyla olan bu problemli ilişkiden kaynaklandığını dile getirir.(Bunun farkında olarak yine de ona haklılık payı verdiği yerlerde kendisini kandırdığını,sağalttığını düşünüyorum.) ︎Kafka’nın yazılarında görülen yabancılaşma,suçluluk,otorite korkusu gibi temaların kaynağı bu mektupta açık biçimde anlaşılır. ︎Modern edebiyatta ebeveyn-çocuk ilişkisini en güçlü şekilde işleyen eserlerden biri olan kitap kısa sürede okunabilir.Ayrıca kendi okuduklarımdan Annie Ernaux Annie Ernaux'un babasıyla olan mesafeli ve zor ilişkiyi,sınıf farkı ve
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
"UZUN HİKAYE" Kitabı Üzerine
Puan vermedi·114 syf.··
2025 75. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 21:07
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikâye “Uzun Hikâye” adlı eseri, Türk edebiyatının sevilen modern hikâyelerinden biri olarak anılıyor.Yazarı uzun zamandır biliyor ancak okumayı erteliyordum.Tanışma kitabım oldu diyebilirim. Kitap hikâye anlatıcısının, babası Ali ile birlikte Anadolu’nun farklı kasaba ve şehirlerine yaptığı yolculukları konu alır. Ali Bey adaletli, dürüst, haksızlıklara boyun eğmeyen, biraz da asi ruhlu bir insandır.Eşiyle öyküsünden itibaren hep lâ-mekandır.Eşi vefat edince oğluyla başbaşa kalır.Memuriyetinden haksızlık gördüğü için ayrılır ve oğlu ile birlikte sürekli şehirden şehre göç eder. Yeni yerlerde kısa süreli bir düzen kursalar da, Ali Bey’in adalet arayışı, doğruculuğu ve haksızlığa tahammül edememesi onları yeniden yollara düşürür. Bu yolculuk boyunca anlatıcı (oğlu), hayranlık ve sevgi duyduğu babasının idealist duruşunu hem de hayatın zorluklarını gözlemler. Aynı zamanda aşk, dostluk, yoksulluk, dayanışma gibi insani değerler de öyküde işlenir. Kitapta sade, içten, halk diline yakın bir üslup vardır.Olaylar nostaljik ve biraz masalsı bir hava taşır.Tren metaforuyla, hayatın gelip geçiciliğini ve sürekli akışı simgelenir. Kitapta ;" Hayat bir yolculuktur; önemli olan vardığımız yer değil, yol boyunca nasıl yaşadığımız, hangi değerleri koruduğumuzdur. Dürüstlük, adalet ve insana sevgi, bu yolculukta en büyük pusuladır" mesaji verilmekte. Özetle,yormayan iyi bir kitaptı.Keyifle okunsun.
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,6bin okunma
"BÖYLE SÖYLEDİ ZERDÜŞT" KİTABI ÜZERİNE
Puan vermedi·335 syf.··
2025 69. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 08:00
·
Böyle Buyurdu Zerdüşt” (Also sprach Zarathustra), Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin 1883–1885 yılları arasında kaleme aldığı roman,şiir ve felsefenin birleşimi çok katmanlı okunması zor ancak ufuk açıcı edebi bir başyapıttır. Nietzsche'nin hayat öyküsü mutlaka okunmalı,yazar ailesinin kendisi için çizdiği kadere teslim olmak istemez, O'nun için Tanrı ölmüştür bir daha kiliseye de gitmez.Hayatı oldukça zor geçer ve çektiği acılar ile hastalanıp ölür. Yazar dört bölümden oluşan bu kitapta kendi hayat felsefesini,tarihi bir figür olan Zerdüşt'ün ağzından, şiirsel ve alegorik bir dille anlatır.. Başkahraman Zerdüşt (tarihsel Zerdüşt peygamberinden esinlenmiş ama Nietzsche’nin yarattığı kurgu bir karakter) on yıl boyunca dağlarda yalnız kalıp bilgeliğe eriştikten sonra,edindiği bilgeliği insanlarla paylaşmak için dağdan iner ancak karşılaştığı kalabalıklar onu anlamaz ve dışlar.Bunun üzerine o,kalabalıklara değil,bireylere seslenmeye karar verir.Kitap,Zerdüşt'ün insanlara verdiği dersler ve yaptığı konuşmalarla ilerler. Nietzsche bu eserde insanı,hazır değerleri sorgulamaya ve sürü ahlakından sıyrılarak kendi yaşamına anlam katmaya çağırır. Kitabın temel kavram ve temaları: Üstinsan (Übermensch): Bu, kitabın en kilit kavramıdır.Nietzsche'nin "üstün ırk" gibi yanlış anlaşılan bu kavramı, biyolojik bir üstünlüğü değil, insanın kendini aşmasını ve kendi değerlerini yaratmasını ifade eder.Üstinsan,sürüden ayrılan,cesurca kendi yolunu çizen ve bu dünyayı, dünyevi yaşamı onaylayan bireydir. Tanrı'nın Ölümü: Nietzsche'nin "Tanrı öldü" sözü, ateizmi ilan etmekten ziyade, modern toplumda geleneksel dini ve ahlaki değerlerin gücünü yitirmesi ve artık insanlara yol gösterememesi durumunu anlatır. Bu durum,insanlık için bir boşluk ve tehlike yaratır ancak aynı zamanda yeni
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma