'Herkes kendisi için yaşıyor; kendi zevki, kendi keyfi için yaşıyordu. Tanrı'nın lütfu, insanların yüceliği, erdemi, bunlar bir sürü yalandan ibaretti.'
'Halk can çekişiyor. Alıştırmış kendini bu yaşama. Yadırgamıyor. Çocuklarının ölmesi, kadınların güçlerinin yetmeyeceği işleri yapmak zorunda bırakılmaları, herkesin, özellikle yaşlıların kötü beslenmeleri olağan geliyor onlara. Halk yavaş yavaş öylesine alışmış, benimsemiş ki bunu, yaşayışının korkunçluğunu göremiyor, yakınmıyor. Bu yüzden biz de bu durumun olağan olduğunu sanıyoruz.'