Hasan Dağ

Hasan Dağ
«Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe» «Herkes kendi içine baksın.»
Uyanık olmak, diriliğin muhafaza edilmesidir, hayatla temasın sürdürülmesidir"Yangın var!' diye bağırana, 'Ne bağırıyorsun?' denmez. Bunu diyen, rahatına düşkün, aymaz adamdır. Yangın fısıltıyla haber verilir mi?
Sayfa 150 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Marifet yolda olmaktır, su başına tünemek değildir. Akıl her şeyi tartar, sağlam bir terazidir; ama insan muhabbetle tartmazsa aklın uçurumlarından yuvarlanır gider.
Sayfa 149 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Dua formel bir şey midir, diye sordu Harun; yoksa zihinsel bir birliktelik, kalbî bir bağlılık, formelin dışında süregiden içten bir fısıltı mıdır? “İstanbul'a düz yoldan gitmek var,” diye başladı üstad, “bir de asıl yolu bırakıp dereden tepeden gitmek var. Düz yoldan gideceksen, çıkar gidersin. Dereye tepeye saparsan işler karışır; karşına bir göl çıkar, kayık istersin; kayığı verirler, kullanmayı bilmiyorsan, kayıkçı istersin; kayıkçıyı verirler, kürek istersin. Hadi gölü geçtin diyelim, karşına bu defa bir dağ çıkar, tırmanmak için ip istersin; ipi verirler, sağlam ayakkabı istersin. Hâsılı, bir kere yoldan çıkınca, isteklerin ardı arkası gelmez. Düz yoldan gitseydin, otogardan otobüse binecektin, İstanbul'da inecektin, hepsi bu. Sen ölçü ile düzgün yolda yürü, sürekli bir şeyler isteyip durmana gerek kalmaz. Ölçü ile düzgün yolda yürümek, fiilî duadır. Ölçü ile düzgün yolda yürürsen, hayatın dua olur, sen dua olursun. Sonra zaten bilirsin ki bu hayat O'ndandır, her şey O'ndandır, her şeyi veren de alan da O'dur; O zaten gereğini yapıyordur. Her türlü maneviyat ölçüyle akar. Tabi sen, hamd et, salavat getir, tövbe istiğfar ile et duanı, iste isteyeceğini, ayrı mesele; ama ölçü ile düzgün yolda gitmeyen ve sürekli dua dua dua eden kişi, acaba O'nu her işine koşturacağı bir köle mi sanıyor? Bu ayıptır, edepsizliktir. Zamanı şaşırmamak için sağlam bir saat lazım. Muhabbetle, merhametle, adaletle, vicdanla, mertlikle bakacaksın hayata; bu asıldır, aslın taklidi değildir.
Sayfa 148 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din
zaten yola atlas libasla da çıksan, yol şartları çetindir, sen ilerledikçe üstündekiler dökülür, en son yalın ayak başı kabak kalırsın; ama bu defa ruhun kanatlanmıştır. Ruhun kanatlarını görmeye de akıl lazım. Hani o akıl? Herkes akıllıyım diyor/Aklın cepheleri vardır. Akıl deyip geçiyoruz; hâlbuki akıl hangi şekil üzere ayarlanıp, hangi görüş açılarıyla biçimlendirildiyse o olur. Akla uyan şeye doğru diyorsun da, akıl neye uyacak? Akıl şeytana uyuyorsa, o akla uyan şeye doğru denir mi? Mesela akla doksan tane göz yerleştirsen, o akıl doksan açıdan görür meseleyi, doksan cepheden görür, görüş açılarını çoğaltmak gerekir, bakış açılarını çoğaltmak gerekir, bu da bir gaye değildir tabi de, yaşamı karanlıklardan kurtarmak için bir teçhizattır. Yoksa gaye doksan cepheli bir akıl sahibi olmak değildir. Gaye noksan olduktan sonra cephe doksan olsa ne olur? Gaye, ruhları karanlıklardan kurtarmaktır, doksan cepheli akılla hava atmak değildi Karanlığı, zulmü, cehaleti, ihaneti, yalanı, hamlığı, çiğliği ve her türlü kötülüğü var eden sebepleri, o doksan cepheli kılla görüp, bir hekimin hastalıkları ve ilaçları keşfetmesi gibi keşfetmek, kendi özünde tam anlamıyla bilip anlamak gerekir. Ama anlamak yetmez. Önemli olan gereğini yapmaktır. Sen nasıl hekimsin ki hastalığı teşhis etmişsin, bende ilaç da var diyorsun, ama hastayı tedavi etmeden çıkıp gidiyorsun, bir de hastayı suçluyorsun hastalanmış diye. Senin asıl niyetin nedir? Hastayı tedavi etmek mi, hekimlik iddiasıyla nefsini tatmin etmek mi? Adalet öyle bir güzelliktir ki herkesi memnun eder. Ama herkes adalet diyor; nasıl olacak? Şahsi adalet tanımları, cehaletle yapılmış adalet tanımları, hatta samimiyetinde derinleşmemiş olanların tanımları; hatalı tanımlardır. Lastiğin birinin havası az olursa arabayı ya sağa çeker ya
Sayfa 143 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Aşk ortaklık kabul eder mi? Şirk, aşkta ortaklık peşinde olmaktır. Asıl müşrik odur ki aşkında ortaklık peşindedir. Hayatı bilmek ayrı, , mevcudatı bilmek ayrı. Mevcudatı az çok gören, hayatı bildim sanıyor. Bir çocuğa keramet perdesini aç, o da her şeyi bildiğini sanır. Asıl önemli olan, hayatta ısınmak, hayatta üşümektir. On beş sene evvel İstanbul'a nakkaşları aramaya gittiğimde al şunla git deseler alıp da kullanmazdım/gerekirse zor olsun ama düzgün olsun. Kolay olsun da gerekirse eğri olsun dersen, niyetler bozulmuş demektir
Sayfa 140·Kitabı okudu
Din