İnsan düşünceden ibarettir." diye başladı üstad, “İnsan anlamaktan ibarettir. Beyin kaptır, kalp kaptır, gönül kaptır tencerede ne pişiyorsa dışarıya onun kokusu gelir. İnsanın yaşaması ile hayvanın yaşaması arasında fark vardır. İnsanın yaşaması ile bitkinin yaşaması arasında fark vardır. Nedir bu fark? İnsan, şâhittir. Hayvan veya bitki bir şeye şâhit olmaz; insan şâhit olur. Bakmak başka, görmek başka, şâhit olmak başkadır. Sadece insan, gördüğüne şâhitlik edebilir. Sadece insan, gördüğüne tanıklık edebilir. Hayvandan bitkiden şâhit olmaz, tanık olmaz. Şâhit olmak için şuurla bakmak gerekir. Şuurla bakmayan, işte o mahlûkun trene baktığı gibi bakan, şâhit olamaz. Bazısı da şâhitlik etmekten kaçar. Duymadım görmedim bilmiyorum der. Şahitlikten kaçan, namustan kaçmıştır. Şahitlikten kaçan, ahlâktan kaçmıştır. Hele yalancı şahitlik yapan, büsbütün sapmıştır, yoldan çıkmıştır. Şâhit olan, artık sorumluluk altındadır; hak üzere ifade verip, eğriyi doğrudan ayırmak zorundadır. İfade verirken bir tarafa meyleden, hak üzere değil menfaat üzere yaşayan, insanlıktan sapmıştır. Sorumluluktan kaçan, şâhit olmaktan kaçıyor; hani 'şahit yazarlar' diye bir laf var ya, şahit yazmasınlar diye görmezden gelmeyi tercih ediyor, olay yerinden uzaklaşıyor. Böyle yapan, mazlumu zâlimin eline bırakmış oluyor. Mağduru ortada bırakmış, onun elinden tutmamış oluyor. Masuma el uzatmamış oluyor. Sorumluluktan kaçan, şähit yazmasınlar diye olay yerinden uzaklaşan, mazlumun hakkını zâlime karşı savunmayan; asanda kendinden kaçmış oluyor, insanlıktan çıkmış oluyor. Çünkü insan olmak, şahit olmaktır. Tabi bu, işin aslıdır. Usûl de bilinecek, asıl da bilinecek. Burada hakikat ortaya konuyor, gaye ortaya konuyor. Sen elmastan anlıyorsan sana verilenin elmas olduğunu ancak o zaman bilirsin. Sen