"Kendini keşfedemeyen, ateşi keşfetse ne olur? Anca ateşe yemeği koyar, pişirir yer. Yemekle içmekle insan olunmaz. Hayattan tek aldığın yemek olursa, ona vereceğini sadece tuvalette verirsin. Hayattan asıl alınıp varlık aleminde işlenecek olan, yemek değildir, o sadece yaşamaktır, onu hayvanat da yapar, ama hayvanat adaleti aramaz, hiçbir sırtlan kuzuya vicdan île bakmaz, hayattan asıl alınıp hayata asıl verilecek olan şeyler vardır ki onlar insanı insan yapan hususiyetlerdir. Insan yemekle içmekle tam insan olamaz. O, insanın hayvan kısmıdır. İnsan adaletle, muhabbetle, merhametle, vicdanla tam insan olur. Bunlar insanın sıfatlarıdır. Parçalama, öldürme, yeme, içme, şehvet, gazap ise hayvanın sıfatlarıdır.
Bir insan, adına insan denmekle insan olmaz. Adınla insansın, ama sıfatlarınla, fiillerinle nesin sen? Şu koca kâinat, esasında sınırsız hayatın bir zerresidir. Bu zulüm böyle sürerse bu güzelliklerin intikamı elbet alınır. Bu zerrenin işini halletmek, kudreti olana, çok kolaydır, sen merak etme. Ama güzelliklerin intikamını alıyorum derken, bu defa sen çirkinlik yaparsan, bu, nefsin intikamı olur, güzelliklerin değil. Güzelliğin intikamı çirkinlik yapılarak alınır mı? Sen güzellik için savaşıyorum diyorsun, elindeki silah çirkinlik yayıyor. Masumlar yanıyorsa, zâlimi yok etmek, namus meselesidir. Hayatın içinde bütün güzellikler aslında aşikârdır, yeter ki nazarın temiz olsun. Hayatın içinde kayıp olan, gizli olan, şeytandır. Görmediğin yerden sana çöküyor. Gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Kendini gizlediği için de seni gâfil avlıyor. Görmediğin için onu yok sayıyorsun, ona karşı bir tedbirin de olmuyor. Cereyan da görünmüyor ama bak nasıl çarpıyor; işte çirkinlikler de öyle cereyan gibi çarpar. Gayretler nerden geliyor, azimler nerden geliyor? Dipte bir