Hasan Dağ

Hasan Dağ
«Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe» «Herkes kendi içine baksın.»
Çağdaşlık Ve İslam
İslam'ın, en sert şekilde yasakladığı alkol ve es­ rar meselesi konusundaki tavrı. Şüphesiz çağdaş ve modern ülkesi olan Fransa' da bir yılda sadece şarap olarak 2 milyar litreden fazla içilmek­ tedir. Bu konudan iyi anlayan kimse, bugün SOO çeşitten fazla alkollü içeceklerinin üretildiğini söyler ve ayrıca "alkollü içecekleri kültürü" tanımlaması da vardır. Bu içeceklerin, genelde hayal mahsulü isimlerinden çok sa­ yıda bilmek veya bilir gibi yapmak, onların aroma ve tat nüansları hakkında fikir sahibi olmak, "stil" işaretidir. Ayık bir Müslüman bu manada tam bir cahildir ve bu hususta neredeyse "barbarca" görünmektedir. Çağdaş insan çok enteresandır. O, adeta kendi fonk­ siyonları na çözülmüş gibidir. Bir tarafta o her gün alkol­ lü içeceklerinin üretimi, nicelik ve niteliğini iyileştirme ye gayret etmektedir. Aynı zamanda aynı çağdaş insan, diğer fonksiyonunu yerine getirerek, bilimsel metotları titiz bir şekilde kullanarak, alkol ün zararlı olduğunu tes­ pit edip, panik bir şekilde tehlikeye işaret etmektedir. Gazetelerde, her çağdaş insanın suptil kalitelerini tatma­ sı gereken Cezar vtya Bitter (şarap markaları) hakkında tavsiyeler görme şansınız olacaktır, gazetenin hemen ar­ ka sayfasında ise kalıcı sakatlığa mahkum olan çok sayı­ da alkolik insanın her geçen gün artan sayılarına işaret eden ifadeleri veya bütün suçların ve trafik kazaların en az % 50' sinde alkol ün sebep olduğunu görmeniz müm­ kündür. Bunlar, insanların yaşamaktan çok fonksiyon görevi yaptıkları (işledikleri) bizim "çağdaş" zamanımı­ zın saçmalıklarıdır. Tam da çağdaş dünyamızdaki alkol ün hükümranlığı­ na bakarak, İslam'ın, bu defa gururla, çağdaş olmadığı­ nı söylemek zorundayız. Fakat diğer taraftan, XX. asrın otuzlu yıllarında uygulanan ve başarısız olan Amerika
Sayfa 112 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çağdaşlık Ve İslam
Geri kalmış dünya taraşarını, "çağdaşlık" tartışma­ sında da bir etkileri olmadığından dolayı bir kenara bı­ rakalım. Dünyanın en medeni ülkelerinden biri, Ameri­ ka' da, kamu hayatında beyaz ve zenci insanların eşit ol­ duklarını karara bağlayan kanun ancak birkaç yıllık geç­mişe sahiptir (1965 yılında ilan edildi). Ayrıca bu, çok sa­yıda kimse tarafından itiraz gören, hala sadece bir ka­nundur. Zencilerin eşitsizliği ayan beyan ortadadır. Gü­ney Afrika cumhuriyeti ve Rodezya' da ırkçılık kanunu, apartheid hakimdir. XX. asrın 40'lı yıllarında Alman­ ya' da insanların eşit olmadıkları "bilimsel" olarak orta­ ya konuluyordu. Bütün bunlar açık ırkçılık örnekleridir, fakat şekli eşitlik taraftarı olan çok sayıda ülkedeki giz­li, kamuşe edilen ancak hissedilen ırkçılık durumu ne­ dir? Ve nihayet, sadece ırksal ayırırola yetinilmemekte­ dir. Ona milli, son zamanlarda ise sınıf ve fikir ve siya­sal ayrımcılık katılmaktadır. İnsanların eşitliğinin hala uzak bir rüya olduğu ve Allah'ın eşit olarak yarattığı insanların ayırırncılığa tabi tutulmasının rutin bir hal aldığı bir dünyada İslam'ın yapabileceği bir şey var mı dır? Şimdiki haliyle insanlık toplumu, İslam'ın eşitlik ülküsünü aşmış mıdır yoksa tersine, İslam çok ilerde midir? Çağdaşlık hakkında konuşurken, insanlar onu, ilerle­ me, kültür, peşin hüküm ve dalaletlerden kurtuluş ola­rak algılamaya hazırdır. Gerçekte ise çağdaş dünya çok ama çok eksik (gayr-ı mükemmel) ve bu onun için söy­lenebilecek en hafif bir ifadedir. İşte, onun belki "en çağ­daş" kısmı şöyledir: 1960 yılında Kaliforniya'da boşanma sayısı % 50'ye ulaşmış, yani her iki nikahtan birisi başarısızlıkla sonuç­ lanmıştır. Aynı ölçüde çocuk suçları, uyuşturucu ve ruh­sal hastalıklar yayılmıştır. Amerika'nın Kamu Sağlığı Ajansı'nın tespitlerine
Sayfa 106 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Müslüman ve İsrail
Kudüs alışılmış bir şehir değildir. O, üç büyük dünya dininin vazgeçemeyecekleri kutsallıkları bulunan bir şehridir. Herkese tamamen açık olacak, özgür bir Kudüs şeh­ rini kim temin edebilir? Hem teorik hem de pratik olarak bunu sadece Müslü­ manlar yapabilir. Teorik olarak çünkü sadece İslam Musa'yı, İsa'yı, İn­ cil ve Tevrat'ı tanır, aksine ne Hıristiyanlar ne de Yahu­ diler ne Muhammed a.s. ne de Kuı'an'ı tanırlar. Bu tes­ pit, Müslümanların bu meseledeki üstünlüklerinin un­ surudur. Pratik olarak, Kudüs Müslüman dünyasında bulun­ maktadır. Kudüs'te olacak her türlü gayr-ı İslami haki­ miyet, sadece güçle ayakta durabilen anormal bir durum olur ve gerginlik durumu hiçbir zaman özgürlük duru­ mu değildir. Tarih bu tezleri açık olarak teyit etmektedir. Kudüs, İslam hakimiyeti boyunca her üç din için öz­ gür bir şehir idi. İçindeki özgürlüksüzlük durumu onun Müslüman hakimiyetinin yokluğuna denk gelmektedir. Bu iki defa oldu. İlk defa, haçlıların onu ele geçirdikleri zaman esnasında (1099-1187) ve ikinci defa da bugün, İs­ rail'in elinde iken olmaktadır. Britnica Ansikloprlslnde ilk haçlı seferi esnasında Kudüs'ün ele geçirilmesini şöyle okumaktayız: " ... Bir aydan fazla süren kuşatmadan sonra Kudüs ele geçirildi (15.07.1099). korkunç katliam meydana geldi. Sokaklar­ da mağlup edilenlerin kan dereleri akmaktaydı. Ancak akşam olduğunda haçlılar, deli coşkusundan ağlayarak, Kutsal Mezara doğru gidip ve orada hala kanlı olan el­ lerini duaya bağladılar. O sıcak Temmuz gününde ilk haçlı seferi böylece sonuçlanmış oldu." Bununla, H.G.Wels'in Dünya Tarihinde tasvir ettiği gibi Kudüs'ün 638 yılında Müslümanların fethini karşı­ laştırın: "Kudüs'ün devri konusunda yapılan müzakere­ ler esnasında alışılmamış bir şart öne sürüldü: Kudüs'ün bizzat halife Ömer
Sayfa 94 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Yahudiler ile Müslümanlar arasındaki ilişkileri de­ ğerlendirirken her zaman bir gerçeği göz önünde bulun­ durmak lazımdır; çok sayıda ülke ve asırlar boyunca Yahudiler Müslümanların çoğunlukta ve hakim oldukları bölgelerde yaşadılar; buna karşın Müslümanlar şimdiki İsrail'in kısa hakimiyet dönemi haricinde, hiçbir zaman Yahudilerin hakimiyeti altında yaşamadılar. Bugünkü İsrail' de Yahudilerin Müslümanlara olan tutumu nasıldır, bunu herkes bilir çünkü bu günümü­ zün gerçeğidir. Fakat Müslüman devletinde Müslüman­ ların Yahudilere olan tutumunun nasıl olduğu hususu daha az bilinir çünkü bu tarihe ait olan bir durumdur. Yahudilerin Müslümanlara karşı olan bugünkü tutumla­ rı Müslümanlara, tarihi hesapları görmek maksadıyla "misli ile iadede" bulundukları düşünülebilir. Tarih apaçık olarak iki gerçek hakkında şahitlik yap­ maktadır: 1- Yahudiler bütün Müslüman ülkelerinde azami ba­ rış ve dini hoşgörüye sahiptiler ve 2- Yahudilere karşı nadiren de olsa bazı haksızlıklar yapıldıysa da, bunlar münferit hadiselerdi ve muazzam büyüklükteki karşılıklı ilişki ve tesir döneminde kaybo­ lup gitmektedir. Avrupa antisemitizm tepkisine benzer bir tepki arap ve İslam dünyasında hiçbir zaman söz ko­ nusu olmamıştır. İspanya' daki son Müslüman devleti olan Gırnata 1492 yılında düştüğünde, Müslümanlar ve Yahudiler sürgün ve yok edilme kaderini birlikte yaşadılar. O sıra­ da yaklaşık 300.000 Yahudi oradan kaçtı ve çoğunluğu (tespitlere göre yaklaşık 200.000), samirniyetle kabul edildikleri, hayat ve çalışmak için normal şartlara kavuş­ tukları Türk İmparatorluğunda sığınak buldu. Yahudi Ansiklopedsi İspanya'daki Arap hakimiyeti al­ tındaki Yahudilerin hayatı "o zamana kadar, özellikle kültürel planda, kıyaslanmayacak derecede ilerleme kaydettiğini" kesinlikle
Sayfa 91 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Avrupa Yahudileri -Eşkenaziler- İsrail nüfusunun ço­ ğunluğunu oluşturmaktadırlar. Dahası var, onlar hükü­ mette, askerde ve bürokraside bütün önemli mevkileri ellerinde bulundurmaktadırlar. Ortadoğu kökenli Yahu­ diler genelde vasıfsız iş gücüdür. Daha evvel Araplada hiç teması olmayan Eşkenaziler, Araplara karşı olan sert ve aşırı tutumun taraftarlarıdır. Onlar, Fransa, Rusya ve Almanya' dan gelmiş, çok iyi silahlanmış, eğitilmiş ve acımasız, yerli halkı önünden kovarak yeni devlet için "hayat alanı" yaratmaktadırlar. Zulüm ve adaletsizlikten doğan bu devletten ne bek­ lenebilir? İsrail'in "ideolojisini" oluşturan bazı şeyler kendi paradoksal durumuyla dehşete düşürmektedir. İş­ te sadece onlardan bir kaçı: -Yahudilerin Avrupa'ya sürgün edilmesi tepkisi üze­ rine ortaya çıkan Siyonizm, içinde biriktirdiği bütün zehrini, kin ve intikamını, Yahudilerin her zaman emni­ yet ve koruma altında yaşadıkları bölgedeki Araplara karşı kustu. Mesela bugün İsrail Araplada düşmanlık içerisinde, halbuki her türlü mantığa göre tersi olması gerekmektedir; -Kendilerini kozmopolit ve enternasyonel olarak tarif eden Yahudiler (en azından başkalarını böyle olmaları için ikna ediyorlardı) bugün en fanatik ırkçılığın örneği­ dirler; -Irkçılığın ve katHarnın en büyük kurbanları olan Ya­ hudiler bugün onun uygulayıcılarıdır; pratikte onlar Hitleı'in acımasız güç kullanım, sürgün, mağlup olanla­ ra karşı zulüm, askeri taktik olan ansızın saldırı, acıma­ sız hesaplaşma ve intikam metotlarının uzantısı oldular; -Yahudiler özgürlük, kardeşlik, hukuk ve liberalizm parolalarının taşıyıcıları idiler, bugünkü İsrail' de ise biz Isparta ahlakı, toplumun askeri ihtiyaçlara göre dizayn edilmesi, insanın fanatik hale getirilmesi, devlet siyaseti­ nin Makyavel prensiplerine göre
Sayfa 90 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din