Hasan Dağ

Hasan Dağ
«Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe» «Herkes kendi içine baksın.»
İslam dünyasında rastladığımız her şeyin aynı zamanda İslami olduğu, daha doğrusu Kur'an-ı Kerim'in prensiplerine dayalı olduğunu düşünmekten daha bü­yük bir hata olamaz.
Sayfa 39 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Namaz sadece dua, ibadet değildir. O, eskiden disip­ lin, birlik ve dayanışma okuluydu ve yeniden bu olmalı­ dır. O, temizlik, çalışma, birlikteliktir. Pagan İran'ın ka­ derini tayin eden Kadisiye savaşı öncesinde, uzakta, düz ve sıkı saşarda namaz kılan Müslüman askerlerini gö­rünce Farslı komutan yanındakilere şöyle demiştir: "İşte, askeri tatbikattaki Ömer' in askerleri". İslam orucu, hedefleri çeşitli olan ağır bir alıştırmadır. Bir çeşit ibadet olmakla beraber onun, mutlaka pedago­ jik, tıbbi ve sosyal önemi vardır. İslam toplumu onu hiç­ bir zaman, her bireyin şahsi meselesi olarak görmedi ve bu farzın yerine getirilmemesine sert tepki gösterirdi. Toplum oruç tutulmamasını orucun hizmet etmesi gere­ ken içkohezyonun (birbirine bağlı olma) ihlali olarak düşünmüştür. O aynı zamanda zekat (fakirlere verilen vergi) için psikolojik bir hazırlıktır çünkü aç olmanın ne demek olduğunu bilmeyen Müslüman yoktur. Halbuki birçok insan bu duygunun ne demek olduğunu kavra­ madan yaşar ve ölür. Zekat sadaka değil, daha çok fakiriere verilmesi mec­ bur olan bir çeşit vergidir. Zekat prensibi, sadece sefale­ ti ortadan kaldırmak için değil, karşılıklı anlayış ve gü­venin olmadığı, güven ve anlayışın en ağır sınava tabi tutulduğu yerler için henüz keşfedilmemiş fakat önemli imkanlar içermektedir. Hac, insanların, dünyada hayata geçirilen en büyük ve benzersiz toplantısıdır. 1962 yılında, resmi verilere göre hacca 68 ülkeden 1.185.948 hacı katılmıştır. Bu benzersiz toplantının potansiyel manevi ve siyasi imkanları çok az, neredeyse hiç değerlendirilmemiştir. Hac, bu ay­ rışma zamanında insan ve halkların birbirine yakınıaş­ ması ve tanıması bakımından güçlü bir etken olabilir. Hac' da hakim olan manzara eşitliktir. Aynı elbise ve ay­nı düşünceleri taşıyan,
Sayfa 36 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
İslam hakkında ortaçağda yaratılan ve gerçekle ala­ kası olmayan tasavvur, eskiden olduğu gibi bugün de Avrupa' da bulunan çeşitli ideolojik ve siyasi güçlerin menfaatlerinin lehinde olan bir durumdur. Bu güçler bütün diğer meseleler konusunda birbiriyle kavgalı ol­dukları halde, İslam ve Müslümanlara zarar vermek ge­rektiğinde her zaman hemfikirdirler. Sözde "ilerici un­ surlar" ın ayrı, kilisenin ayrı sebepleri vardı ve emperyal devletler doğuya yönelik kendi işgal ve yağma seferleri­ ni burada, barbarlar arasında medenileştirme misyonu olarak gösterebiliyorlardı. Bütün bunlara da yeni neslin tarih bilgisinin neredeyse sıfır olduğu hakikati yardımcı olmuş ve gerileme dönemindeki Müslüman şehirlerin sefalet ve pislik görüntüleri gerektiği şekilde bu yalancı tiyatroyu desteklemiştir. Tabii ki aynı sonucu denenmiş metot olan yarı gerçekleri kullanarak da elde etmek mümkündü. Bu metodun içeriği İslam geçmişi ve bugü­nünde, her gün, titiz bir şekilde ve devamlı olarak bütün olumsuz hadiseleri tescil etmek ve ısrarla tekrarlamak, olumlu hadiseleri ise sistematik olarak görmezden gel­mekten ibarettir. İşte, bu "suskunluk ihaneti"nin bir tes­piti olarak İslam'ın bilim düşüncesinde yaptığı katkılar­la alakalı bir örnek gösterelim. Matematiğin tarihsel gelişimi içinde az da olsa ciddi bir değerlendirme, Müslümanların bu bilime yaptıkları katkılar olmaksızın tasavvur dahi edilemez. Ancak öyle "becerikli" (!) tarihçiler oldu ki bu imkansız görülen ola­yı başarıyorlardı. Onlar, 1000 yıldan fazla bir zaman di­limini şaka yapar gibi atlayarak, Öklid' den doğrudan Avrupa matematiğinin başlangıcına geçiyorlar. Ciddi ol­mayan okuyucu bu "ölümcül atlayışın" farkına bile var­maz, varsa bile daha evvelden ortaçağın sözde boşluğu­na hazırlandığı için buna çok önem de
Sayfa 28 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Temizlik ve tıp muazzam ilerleme gösterdi. Onların gelişmesi bizim için son derece önemlidir. Çünkü şüphe­ siz bu durum İslam'ın emirleri ile doğrudan alakalıdır. Temizlik ve tıp hakkında söylenen hadislerin sayısı 300' den fazladır ve Allah Resulünün Tıbbı adında özel bir mecmuada toplanmıştır. Bunun sonucu olarak İs­ lam'ın ulaştığı her yerde su yolları, hamam ve hastane­ lere yönelik özel bir ilgi görmekteyiz. Bu devlet idaresi­ nin kamu görevi idi. 850. yılında İslam devleti'nde 34 büyük hastane mevcuttu. Onlardan birinin tarifinde (Şam'daki "Bimaristan"), onun, devletin cömert desteği ile faaliyet gösterdiğini, iyi donamma sahip olduğunu, zengin olsun fakir olsun bütün vatandaşlara kapılarının açık olduğunu ve 24 hekime sahip olduğunu görüyoruz. Meşhur tıp tarihçisi Neugebauer diyor ki: "Ortaçağ sey­ yahlarının hepsi -ki çok sayıdadırlar- doğudaki hastane kurumlarıyla alakah olan imrendirici düşüncelerinde hemfikirdirler. Hastane organizasyonu İslam kültürü­ nün en güzel icadıdır". Saraybosna su şebekesine Viya­na'dan 378, Londra'dan ise 148 yıl evvel kavuştu! Yaygın bir uygulama olarak halka açık hamamlar İslam'ın özel­ liğidir ve en fakir de olsa her evde bir banyonun (veya o maksada yönelik ayrılan bir bölüm) bulundumlmasıyla sistematik şahsi temizlik hadisesi rutin bir şeydi. Kıyas­lamak için, XX. asrın ikinci yarısında "sokaklarında pis­ lik, çöp, ucuz alkol kokusu ve fuhşun hakim olduğu" New York mahallesi olan Harlem'i örnek olarak almak zorunda değiliz, Paris'i alalım. 1965 yılında yayınlanan İtalyan gazetesi "Corriere della Sera"nın bir haberini nakletmekle zorlanıyorum çünkü neredeyse inanılmaz bir şeydir: "Paris' teki evlerin %66'sı ve eğer sadece şehir merkezi hakkında konuşacak olursak o zaman evlerin tam tamına %80'inin banyosu
Sayfa 24 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din
Beş yüzyıl zarfında, 700 ile 1200 yıllları arasında İs­ lam, medeniyetinin üstünlüğü sayesinde dünyaya ha­ kim olmuştu ... "Marakeş'te halife En-Nasır İbn-ı Rüşd (Averroes) ile Aristo ve Platon hakkında tartışırken o sı­ralarda batıda aristokrat kesimi okuma yazma bilmekle övünüyordu".
Sayfa 22 - Fide Yayınları·Kitabı okudu
Din