Hasan şunu öğretiyordu onlara: düşmanlarınızı öldürmek yetmez. Biz cani değiliz, verilmiş bir hükmü infaz eden gorevlileriz. Eylemlerimizi ibret olsun diye halka açık yerlerde herkesin içinde gerçekleştirmeliyiz. Böylece bir kişiyi öldürürken yüz bin kişiye de dehşet saçarız bununla birlikte infaz edip dehşet sacmakta yetmez, ölmeyi de bilmek gerek çünkü öldürerek düşmanlarımiza korku salıp aleyhimize işlere girmekten caydirirken en cesur biçimde ölerek de kalabalığın hayranlığını kazanırız. Ve bu kalabalıkdan çıkan insanlar gelip bize katılır. Ölmek öldürmekten daha önemlidir. Kendimizi korumak için öldürüyor, ama insanları ikna etmek, kazanmak için ölüyoruz. İnsan kazanmak bir amaç, kendini savunmak ise sadece bir araçtır.
Kralına karşı haklı olan bir vekil, kocasına karşı haklı olan bir kadın, subayına karşı haklı olan bir nefer bunların hepsi iki kat cezaya çarptırılmaz mi? Zayıflar için haklı olmak bir suctur. İran, Rusların ve İngilizlerin karşısında zayıftır ve zayıf bir ülke gibi davranmalıydı.