Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu.
Bilir misiniz, akağaçların o kızıl rengi nasıl da irkiltir beni,
Borazanların sesleri gibi.
Yalnız ruhum heyecandan titrer,
Kırağının örttüğü çiçekler gibi sisler altında kalınca tepeler.