Heaventree

Heaventree

, bir kitap okudu
9/10
·32 syf.·
2026 6. kitabı
Sasha Quinton
9.5/10 · 6 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Aynı sey değil resim. Seramik bambaşka. Toprağın serinliğini, sıcaklığını avuçlarında duyumsamanın fırın önüne dikilip içindeki parçanın ne şekilde çıkacağını sabırsızlıkla beklemenin o heycanı varya, o duyguyu hiç bir şeye değişmem. Bir beklentidir seramik çünkü fırından yapıtın nasıl çıkacağından hiç bir zaman emin olamazsınız. Bir anlık elektrik kesilmesi, 2 derecelik ısı farkı çok şey değiştirebilir. istediğiniz tonu ya da kıvamı kaybedebilirsiniz. Pişerken içeride ne olmuşsa birde bakarsınız üzerinde bir leke oluşmuş."
Füreya Koral
Atatürk nikahlandıktan sonra bizim eve gelmişti ve benim hatıra defterime şöyle bir yazı yazmıştı: ‘Füreya Hanım millete ifa edeceğin vazife mühimdir. Bunu bir an bile hatırından çıkarma. Millet senden çok şeyler bekliyor. Çalış ve ona göre hazırlan.‘ Benim de içimde hep bir işe yaramak, bir şeyler yapmak isteği vardı. O zamanın atmosferi böyleydi."
Yine çılgın bir tempo ile çalışmaya başlamıştı. Ha babam bir şeyler üretiyordu. Bi taraftanda yaptıklarından memnun değildi. Bir tarz edilmeliyim, bir şeyden başlamalıyım diyordu kendi kendine. Mutlaka bir şeyden başlamalıyım. Ama nerden? Eski kumaş desenlerinden başlamaya karar verdi. Eski Osmanlı kumaşlarının desenlerini ve hat yazılarını stilize edip seramiğe uygulayabilirdi. Yeni bir şevkle çalışmaya başladı. Bu arada bir stiloyu, bir blok kağıdı çantasından eksik etmiyor nerde hoşuna giden bir şey görse hemen çizmeye başlıyordu. Fahrunisa ona "çini mürekkebi ya da stiloyla çabucak çizmeyi öğren" demişti. (...) Çizdiği desenlerin bir kısmını -mesela ağaçları- seramik karoların üzerine uygulamaya başladı. Sonbaharda Fahrunisa Paris'e geldi. Onu tanıdığı ünlü sanatçılara ve galeri sahiplerine tanıştırdı. Birde aklını fena halde karıştıracak bir soru sordu. Yığınla yapıt üretmişsin, neden bunları sergilemiyorsun? Bu soru kafasında bir çığlığa dönüşmeye başladı. Ve önlenemez bir istek haline geldi.