Bir tek ülke istiyorum adı Dünya Bir tek ırk istiyorum adı İnsan Bir tek kaynak istiyorum adı Sevgi... Nazım Hikmet Ran
İnstagram : instagram.com/nahif.okur?utm_...
Tanrı ile dindarca uzlaşma, gerçek bir yakarı, kirli ve aynı zamanda Şeytana boyun eğen bir ruha göre değildir. Kötülük yaparken Tanrıyı yardımına çağıran kimsenin durumu, yankesicilik yaparken adaletten yardım isteyen, ya da yalan yere yemin eden kimsenin durumuna benzer.
Yahudiler, Muhammet dininden olanlar ve nerdeyse tüm diğerleri, kaynağında kendi gizemlerinin benimsediği ve yücelttiği bir dili aldılar, herhangi bir değişikliği yasakladılar; bu bir nedene dayanıyordu. Bask ve Britanya kentlerinde, kendi dillerine yapılan çevirilerin yeterince doğruluğunu inceleyen yargıçların bulunduğunu biliyor muyuz? Peki Katolik kilisesi neden bu konuda daha katı ve görkemli bir karar vermiyor? Yakarırken ve konuşurken, yorumlar belirsiz, başı boş, değişebilir oluyor, bir parçaya bağlı kalıyor; sonuçta aynı kalmıyor.
Kendine göre lanetlenecek bir dini tüm yaşamı boyunca izleyen ve içindeki inançla ters düştüğü halde, görevindeki ye ri ve onuru yiyirmemek için bunu dışa vurmayan adamın sözleriyle yüreği nasıl geçiniyordu acaba?
Peki ama ölümlü olmanın ne olduğunu bildiği halde tüm yaşamı günahın meyvesi ve yararı üzerine kurulu olanlara ne demeli? Özü kusurlu olan ne kadar çok işlerimiz ve mesleklerimiz var!
İğrenç bir yaşamı dindarlıkla birlikte yürüten bir adamın durumu, tutarlı ve her yerde bozulmuş bir insana göre daha çok mahkûm edilmeye layıktır. Bu nedenle bizim kilise, inatla kötü işler yapanların kiliseye ve topluma girmesini red dediyor.