Martin Eden / Jack London
O kadar çok karşıma çıkan bir kitaptı ki, merakla okuma hevesiyle başladım. Martin'in azmine, hırsına hayran kaldım. Ey aşk sen nelere kadirsin:)
Aşk bana göre ilk anda hissedilen duygular, düşüncede abartılan birine karşı hissedilen duyguların toplamı. O insan o kadar yüceltir ki gözünde hatasını ve yanlışını görmez olur insan. Ama acele etmez zaman tanısa kendine işte o zaman gerçeklerle karşı karşıya kalması kaçınılmaz olur. Martin de tüm bu duyguları yaşamıştı fakat bu süreçte büyük başarılara imza atmayı da başarmıştı. İmkansızlar oldurulmuş fakat heyecan yitirilmişti.
Böyle muhteşem bir karakterin romanı ya da yazarın kendi hayatından kesitler, hangi açıdan okursanız okuyun, okuduğunuz cümleler bir ziyafet sofrasına dönüşecek...
Eski Türk filmlerindeki tadı aldım resmen, hani şu zengin kız fakir oğlan;)
Bir insan sadece ellerine bakıp farklı sınıflardan olduğunu anlayabilir mi, anlamıştı Martin Eden kızla ayrı dünyaların insanı olduklarını. Martin'nin elleri nasır bağlamıştı küçük yaştan beri çalışmaktan, oysa kız hiç çalışmamış, ekmek kazanmanın ne olduğunu giç bilmeyen kesime aitti.
"Bir şey daha var," diye devam etti Martin. "Sen de beni seviyorsun. Peki beni neden seviyorsun? Bende beni yazmaya zorlayan şey neyse, seni bana çeken de o. Beni seviyorsun, çünkü tanıdığın ve sevebileceğin herkesten farklıyım. Masabaşı işleri için, muhasebecide çalışmak için, küçük iş meseleleri üzerinde didişmek, mahkemelerde tartışmak için yaratılmadım ben. Bana böyle şeyler yaptırır, beni diğer adamlara benzetir, onların işlerine sokar, onların soluduğu havayı solutur, onların bakış açılarını kafama yerleştirirsen, işte bu farklılığı, beni, sevdiğin şeyi yok etmiş olursun. Yazma arzum, içimdeki en hayati şeydir benim. Odunun biri olsam, ne ben yazmayı