Bütün o süre içerisinde bakışlarımı yukarıya, Tanrı'ya doğru ya da içeriye, kendi yaptıklarımı değerlendiren düşüncelere dikmek dışında bir şey yaptığımı anımsamıyorum; bunun yerine iyilik yapma arzusu olmadan ya da kötülük hakkında kafa yorma bilinci taşımaksızın, bir tür aptallığın pençesine düşmüştüm ve yalnızca bizim sıradan denizcilerin içinde bulunabileceği, ne tehlike sırasında Tanrı korkusu ne de kurtulunca Tanrı'ya şükran duymayı bilen, o duygusuz, düşüncesiz dinsiz yaratıklardan birisine dönüşmüştüm.