noctis in dies

noctis in dies
@Heimweh
"ben ateist değilim, babasıymış gibi tanrı’ya küsen bir çocuğum."
Büyük bir düşünceyle basbasa kalmak dayanılmaz bir şeydir . Bu düşünceyi iletebilecegim ve bu dusunceden dolayı ölmeyecek insan arıyorum ve çagiriyorum " "Yeterince derin bir ruh" aramis, ama asla bulamamistir.Boyun eğmek ve şoyle demek zorun- da kaldi : "Ruhun en derin yerlerinden fiskiran böyle bir çağrınin yanitsiz kalmasi , en dayankli insani çökertecek ürkütücü bir deneyim-dir: Bu durum, yasayan insanlarla olan tüm baglardan beni kurtardi "
Reklam
Kurban Etme ya da Tüketme
Mahrem dünya, tıpkı ölçüsüzlüğün ölçüye, deliliğin akla, sarhosluğun bilinç berraklığına karsıtlığı gibi, gerçeğe karsı durur.Yalnızca nesnenin bir ölçüsü vardır, ancak nesnenin kendisiyle özdesliğinde akıl vardır, bilinç berraklığı ancak nesnelerin tek tek bilgisinde mevcuttur.Öznenin dünyası gecedir: Bu hareketli, sonsuzca süphe çekici dünya, aklın uyku­ sunda, canavarlar doğ u rur."Gerçek" düzene hiç de tabi olmayan ve ancak simdiki zamanla ilgilenen özgür "özne" hakkında deliliğin bile yatıstırılmıs bir fikir verdiğini ileri sürüyorum.Özne kendi alanını terk eder ve gelecek zamanı dert ettiğinde, gerçek düzendeki nesnelere tabi olur.Çünkü özne, çalısınaya tabi olmadığı ölçüde, tüketmedir."Olacağı" değil de "olanı" dert ediyorsam, yedektc hiçbir sey tutmamak için nedenim ne olabilir? Sahip olduğum bütün malları, karmakarısık bir halde, derhal anında tüketebilirim.Bu gereksiz tüketim benim hosuma gider, yarın kaygısı anında ortadan kalkınıstır.Bu sekilde ölçüsüz tüketsem de, mahrem halimi hem­ cinslerime gösteririm: Tüketme, tek tek varlıkların iliskiye girme yoludur
Ölümün lüksünü, bu açıdan, cinselliğin lüksüyle aynı sekilde düsünü­yoruz; öncelikle kendi kendimizin inkarı olarak, sonra da yasamda ifade bulan hareketin derin hakikati gibi ani bir altüst olus olarak.Mevcut kosullarda, bizim bilincimizden bağımsız olarak, yeme ve ölümle birlikte eşeyli üreme de yoğun enerji tüketimini sağlayan büyük lüks dolambaçlardan biridir.Öncelikle hücre bölünmesiyle üremenin belirttiği seyi vurgular: Bölünme.Bu bölünme yoluyla bireysel varlık bü­yümekten vazgeçer ve bireyleri çoğaltarak bu büyür n eyi kisisiz bir ya§ama aktarır.Çünkü, öncelikle, cinsellik cimri büyümeden farklıdır: Tür karsı­sında düsünüldüğünde, bir büyüme olarak ortaya çıksa da, prensip olarak, yine de bireylerin bir lüksüdür.Bu özellik, doğan bireylerin kendilerini doğuranlardan -ve başkalarına bir şey verir gibi, onlara yasam verenler­den- açıkça ayrıldıkları eseyli üremede daha belirgindir.Ama beslenme zamanı için büyüme prensibine tekrar geri dönmeyi reddetmeyen yüksek hayvanların üremesi, hacmini ve gücünü artırmak için yiyen bireyin basit eğiliminden daha ba§tan ayıran çatiağı derinle§tirmeye devam etmistir.Bu durum, hayvan açısından, bir anda olasılığın sınırlarına tasinan (uzam içerisinde kaplan neyse zaman içerisinde de o olan) enerji kaynaklarının aniden ve çılgınca is rafının vesilesidir.Bu is raf türü n büyümesine yeterli olan seyin çok ötesine uzanır.Bu israf, göründüğü kadarıyla, an içinde bireyin gerçeklestirme gücüne sahip olduğu en büyük israftır.İnsandaki bütün olası yıkım biçimlerine eslik eder, malların kıyımına -zihniyet olarak, bedenierin kıyımına- çağrı yapar ve sonunda ölümün akıldısı asırılığı ile lüksü birlestirir.
Aslında, biz ölümü lanetlediğimizde yalnızca kendimizden korkarız: Gücüyle bizi titreten sey, kendi irademizdir.Ancak en keskin hali olduğu­muz lüks taskınlığın hareketinden kaçma yı hayal ederek kendi kendimizi kandırırız.Belki de bu iradenin gücünü daha iyi hissetmek ve onu bilincin kesin ucuna tasimak için öncelikle kendimize yalan söyleriz.