Hayat, aramızda kalmış utangaç bir çocuktu sanki. Kent susmuş ve söylenecek bir çift lafın merakına dalmıştı. Susuyorduk öylece. Göz göze gelsek kör olacaktık. Konuşsak sözler bitecekti. Ve söylenecek bir çift söz kalsın diye konuşmuyorduk. Geriye dönebilecek bir adım kalsın diye. Yeniden başlayabilecek bir söz kalsın diye susuyorduk, konuşmuyorduk. Bir konuşsak gök üzerimize yağacaktı. Bir konuşsak kent üzerimize yağacaktı.
Bir gün büyük adamlar olacaksınız,baylar ve bayanlar. Okur yazar olacaksınız,kalem sahibi olacaksınız,bir şeyler olacaksınız. Majesteleri size danışmanlık teklif edecek,üst düzey yöneticilik vadedecek.Sizden karşılık olarak,o çırılçıplak ipek yatağında uzanırken,pirelerini kovalarken,aşktan söz etmenizi,erdemden,onurdan,devrimden söz etmenizi isteyecek sahte bakışlarla.Zihninizin ırzına geçecekler diledikleri zaman. Tüketecekler sizi.
Sahiden mantık aşkı zorlar mı ? Kim bilir ? Matematiksel düşüncenin filozofu Descartes’in,hayatı boyunca hiç evlenmemiş olmasının nedeni bu olabilir mi? Belki.