Bir kez daha oğlum, bütün gezilerimin tanığı olan ve şimdi de seni ilk kez yabana götüren bu denizin kıyısında yeniden doğuyorum. Sen Roma'da "Afrikalı'nın oğlu"ydun; Afrika'da "Rumi'nin oğlu" olacaksın. Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onları hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalilar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir, O'nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.Bana gelince, ben gezilerimin sonuna vardım. Kırk yıl süren yolculuklar adımlarımı yavaşlattı, soluğumu ağırlaştırdı. Bundan böyle aile yuvamda barış içinde uzun yaşamaktan öte bir dileğim yok. Ve bütün sevdiklerim arasında ilk göçen ben olmak isterim. En son yere, Yaradan'ın gözünde kimsenin yabancı olmadığı ülkeye doğru.
Ayakkabı icat edilmeden önce insan da tıpkı diğer birçok canlı gibi toprağa çıplak ayakla basardı.Toprakla arasındaki mesafe sıfırdı.Birdi,bütündü toprakla.Diğer canlılarla eşit mertebedeydi ve toprakla olan bu teması sayesinde hepsiyle temas kurmuş sayılırdı,hepsi de onunla.Ama ne zaman ayakkabıyı icat etti,işte o an toprakla teması kesildi,diğer tüm canlılarla da.İnsan denilen bu varlık,dünyaya artık bir santim yukardan bakıyordu.İşte bu santimlik fark,zamanla kendimizi Tanrı gibi görmemize yol açtı;her şeye Kadir,her şeye muktedir,her şeyin sahibi.İstediği her şeyi planlayıp yapabilen güçlü,özgüvenli,kudretli tanrı.yapabildi mi ?
Nah yapabildi!