Sen ne Cesar’dın, ne de Napoleon... Hiçbir
karış toprak işgal etmedin. Tek bir damla kan
akıtmadın.! Ama yurdumuza binlerce yeni, sağlam,kuvvetli ve çalışkan eller kazandırdın.
“Efendiler! Ne zamana kadar bu saklambaç
oyununa devam edeceksiniz? Sürekli
vatanseverlikten, millet sevgisinden uygarlığa
hizmet etmekten bahsedersiniz. Ama millet için,vatan için, insanlık için ne yapıyorsunuz?
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlâken çürüyor da hiç kimse bu kokuşmuşluğu
görmüyor.Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum
sanıyor sanki.Ama bu böyle mi olmalıdır?
Ülkede çalışan ve üreten her bir insan,bir
değerdir.Bunun yediği-içtiği her şeyi,tüketimini hesaplayınız.Mantıklı bir şekilde yetiştirilen her
insanın, ülkeye neler kazandırabileceğini bir
düşünün!..Bir de üretmeden tüketenlerin,
sarhoşların,asalakların maliyetini karşılaştırın. Eğer halkımız eğitim görmüş olsaydı,bunların her biri,ülke için millet için çalışan, üreten birer güç
kaynağı olurdu.
Devlet denilen şey, üst katları geniş pencereli,
yüksek tavanlı, sütunlu, bol ve temiz havalı ve
aydınlık; alt ve bodrum katlarıysa karanlık,
rutubetli, dar ve penceresiz bir şato değildir.