Benim tek trajedim, her şeyi aynı anda ve bütün açıklığıyla görüyor olmam. Gözlerim, ruhumun içindeki birer casus gibi; bana ait olmayan gerçekleri getirip önüme döküyorlar. Bir çiçeğe bakıyorum ve onun sadece güzelliğini değil, çürüyeceği anı ve toprağın altındaki karanlığını da görüyorum. Bilmek, yavaş yavaş zehirlenmektir. Keşke sadece bir taş olsaydım; ne hissetseydim ne de gördüğüm her şeyin altında yatan o korkunç mantığı çözmeye çalışsaydım.
İnsanlar sanki bir tiyatro oyununda olduklarını bilmeden rollerini ezberlemişler. Onların bu ciddiyeti, benim bu yabancılığım... Kim daha çok yanılıyor?