Kalbim, ökseye tutulmuş bir kuş yüreği gibi hızla çarpıyordu. O beni mahzun ediyordu. Halbuki değildim. Şimdi,gülemeyecek kadar mesuttum ve saadetimi ciddiye alıyordum.
Onu çok seviyordum. İçimde bütün bir dünyayı sevecek kadar çok muhabbet bulunduğunu hissediyor ve bunu nihayet bir yere sarf edebildiğim için kendimi mesut sayıyordum.
Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil:Her şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek, bir birçok şeyler anlatmak istiyorum. Kime?.. Şu koskocaman dünyada benim kadar yapayalnız dolaşan bir insan daha var mı acaba? Kime, ne anlatabilirim? On seneden beri hiçkimseye bir şey söylediğimi hatırlamıyorum. Boş yere herkesten kaçmış, boş yere bütün insanları kendimden uzaklaştırmışım; ama bundan sonra başka türlü yapabilir miyim? Artık hiçbir şeyin değişmesine imkan yok. Lüzum da yok. Demek böyle olması icap ediyormuş. Yalnız söyleyebilsem, bir kişiye olsun içimi dökebilsem. Bunu sahiden istesem bile artık böyle bir insan bulmama imkan yok. Bende arayacak hal kalmadı. Kalsa da aramam.