Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bakıyorum da ,insanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek,kusurlarını övmek,her yaptıklarını alkışlamak. Yaranacak mısın, aşırı gitmekten hiç korkma .Yalan söylediğin istediği kadar belli olsun ,suratından aksın, en zeki insanlar bile kanıyorlar dalkavukluğa. Pohpohu bastınız mı, en gülünç, en yüzsüzce söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptığım işte insan dürüstlüğünü yitiriyor biraz ;ama insanlara muhtaç oldunuz mu ,uymak zorundasınız onlara .Onları başka yoldan kazanmıyorsa insan ,kabahat pohpohlayanda değil, pohpoh isteyende.
Beni asıl korkutan ne ,biliyor musun?Sen,senin kalbinin değişmesi. Siz erkekler bir tuhafsınız:İnsan sizi yüreğinin bütün açıklığıyla sevdi mi ,sevgisini gösterdi mi ,hemen soğuyuverirsiniz;hem de nasıl!Ölsek kılınız kıpırdamaz.
Bir ilaç içsem bari diye düşündüm,
Biraz kolonya sürünsem,
Ferahlasam, pencereyi açsam.
Şöyle bir şey yazdım sonra:
Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre
Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde.
Berbattı,
Bir şiire böyle başlanmazdı.
Ne çok dikeni vardı ahlat ağacının tanrım,
Ulaşılamazdı,
Sen sarılmak istesen ona,
O sana sarılmazdı.
Ne çok dikenin vardı Tanrım!
Ne çok isterdim,
Sana sarılamazdım.
Ve şöyle derdim o zaman:
Ah!
Ahlat ahların ağacıydı,
Yaşlanmaya başlayanların,
İtiraf edilememiş aşkların,
Evde kalmış kızların.
Ahlat ahların ağacıydı,
Cezayir nasıl cezaların ülkesiyse,
Öyleydi işte.
Ah benim nergis kokulu cehaletim...
Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
Anlatmak isterdin kendini durmadan