Molière

Molière

Yazar
8.3/10
1.093 Kişi
·
3.785
Okunma
·
298
Beğeni
·
9.316
Gösterim
Adı:
Molière
Tam adı:
Jean-Baptiste Poquelin
Unvan:
Fransız Oyun Yazarı ve Oyuncu
Doğum:
Paris, Fransa, 15 Ocak 1622
Ölüm:
Rue de Richelieu, Paris, Fransa, 17 Şubat 1673
Molière, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacı olan Jean Poquelin ile bir zengin burjuva ailesinin kızı olan Marie Cresse'nin oğluydu. Moliere annesini 10 yaşındayken yitirdi ve babası ile bağlantıları hiç sıkı değildi. Annesinin ölümünden sonra babası ile Paris'de o zaman yukarı burjuva sınıfından kişilerin evlerinin bulunduğu Rue Saint-Honoré'de yaşadılar. İlk okul eğitimini Paris'te yaptı ve sonra Paris'in en iyi okullarından Cizvit'lerin idaresinde olan "Collège de Clermont"'da öğrenim gördü. 1641'de bu okuldan ayrıldı. Babası 1531'de bir imtiyaz satın almıştı ve Moliere babasının işini devam ettirmeye başladı ve bu arada hukukçu olmak için çalışmalara başladığı da bildirilir.

Haziran 1643'te Moliere 23 yaşında iken birden babasının işini bırakmaya ve Paris'ten ayrılmaya karar verdi. Daha önce tanışmış olduğu tiyatrocu güzel aktrist Madelaine Bejart ile birleşip kendisi 630 livre sermaye katarak ile Bejart'la birlikte Illustre Théâtre adlı bir tiyatro topluluğu kurdu. Böylece bağlı oldugu sosyal sınıf ilişkilerini geride bıraktı. Sahne adı olarak Fransa'nin Midi bölgesinde Vigan şehri civarında bir köy olan Molière ismini kullanmaya başladı. Bundan hemen sonra bu topluğa Madelaine'nin erkek ve kız kardeşleri de katıldı. Moliere hem iyi aktörlük gücü hem de eğitimi dolayısıyla bu gezici tiyatro trupunun idarecisi oldu. 1645'te bu gezici tiyatro trupu, çoğu pansiyon masrafları olmak üzere, 2000 livre borçlanmıştı. Moliere bu borçlar dolayısıyla hapse atıldı ama ya babası ya da topluluk mensupları borcu ödeyerek 24 saat sonra hapisten kurtarıldı.

Bundan sonra Moliere ve Madelaine Bejart 12 yıl sürecek bir gezici tiyatro hayatına başladılar. Önceleri "Charle Dufresne"'nin trupuna katıldılar ve sonra kendi truplarını kurdular. Bu topluluk biraz başarı kazanarak Orleans Dükü I. Filip'in koruması ve desteği altında çalışmaya başladı. Bu gezginci tiyatroculuk döneminden Moliere'in ancak iki eseri elimize geçmiştir: "L'Étourdi" ve "Le Docteur amoureux". Bu eserlerde Moliere'in gezginci tiyatroların alışılagelen İtalyan asıllı ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başladığı gorülmektedir. Bu arada Moliere Languedoc Eyaleti valisi Conti Dükü ile iyi arkadaş olmuş ve onun mali desteğini almıştır. Fakat bu kişi bir zuhrevi hastalığa tutulunca dinsel baskılar dolayısıyla tiyatroculara mali desteğini kesmiş ve şahsi ilişkilerden bile uzaklaşmıştır. 1650 - 1953'te tiyatroyla Lyon'da kaldı ve Lyons'da iken Moliere'in trubuna Markiz sahne adlı Mademoiselle Duparc katıldı. Bu aktrist tanınmış oyun yazarları olan Pierre Corneille, sonra da Jean Racine ile ilişki kurdu ve hatta bir müddet Racine'in metresliğini yaptı. Racine hazırladığı ilk eserini Moliere'in sahnelemesini istemiştir ama Moliere bunu kabul etmemiştir.

Paris'te "Rue de Richelieu" ve "Rue Molière" kavşağındaki Moliere anıtı
1658'de Moliere ve trupu en sonunda Paris'e geldiler. Kral XIV. Louis'nin kardeşinin koruması altında, 1658'de eski Louvre'da Kral'a Corneille'in "Nicomedes" adlı trajedisini ve "Le Docteur amoureux (Aşık doktor)" adlı fars oyunun oynadılar. Moliere'in trupu Kral'ın kardeşi Orleans Dükü I. Filip'in mali desteğini kazanarak "Mösyö'nun Trupu" olarak anılmaya başladılar. Yine Orleans Dükü desteği ile bu trup ve Fiorelli'nin (Scaramouche) rolünü benimsediği İtalyan Commedia dell'Arte trubu birleşip Paris'te tanınan yeni bir tiyatro topluluğu oluşturdular. Bu topluluk Louvre Sarayı yakınlarındaki "Petit Bourbon Tiyatrosu"'nda merkezlendi.

Bu toplulukla 18 Kasım 1659da "Les Précieuses ridicules (Gülünç Kibarlar)" eserini sahnediler. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve Scaramouche karekteri ile ün yapan Italyan Tiberio Fiorelli'den Commedia dell'Arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu cok tutuldu. Bu trup 1660'da Kral huzurunda birkaç kez oyunlar oynadı. 1661'de Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı yeni "Theatre du Palais-Royal"de topluluğuyla oyunlar sahnelemeye başladı. Moliere'in bundan sonra bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi.

1662'de trupunun kurucularından olan arkadaşı Madeleine Bejart'ın Comte de Modene'den olan kızı Armande Bejart'la evlendi. Üç çocukları oldu; ama bunlardan yalnızca tek biri yaşadı. Kral tarafından 1.000 livre yıllık maaş bağlandı. 1664'te Kral, Moliere'in oğlunun vaftiz babası oldu. Aynı yıl Kral'ın bağladığı yıllık maaş 7.000 livreye çıkartıldı.

Bu dönemde Moliere drama kuramcısı Boileau, La Fontaine ve Racine ile dostluk kurdu. "Kadınlar Okulu" ve "Tartuffe" oyunları yüzünden Cizvit Jansenitlerle arası bozuldu ve onların ve diğer koyu dindarların öfkesi üzerine çekildi. Sağlığı bozuldu. Başrolünü oynadığı "Le malade imaginaire (Hastalık Hastası)" oyununun oynandığı 17 Şubat 1673'teki oyunun dördüncü sahnesinde, Molière sahnede fenalaşıp yere düştü. Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamladı. Oyundan birkaç saat sonra evinde yeniden fenalaşan yazar, bu ikinci krizi atlatamayarak vefat etti.

Zamanının Katolik kilisesi aktörlerden ve tiyatrodan hoşlanmamaktaydı ve kilisenin israrıyla çıkartılan devlet kanunlarına göre de aktörlerin kilise töreni ile kiliselerin takdis ettiği mezarlıklara gömülmeleri yasaktı. Moliere ölmekte iken Katolikler için geleneksel olan bir rahip tarafından son nefeste takdis edilmesi imkânı olmamıştı ve Katolik kilisesi ona dinsel cenaze töreni yapmaktan ve mezarlıkta bir kabir temin etmekten kaçındı. Fakat Moliere'in karısı Armand Krala'a başvurarak eğer kocasının cenazesi töreninin tamamiyle geleneklere uzak olarak geceleyin yapılması ve normal bir kilise cenaze törenine benzemesi için ondan özel izin aldı. Moliere'in ceseti takdis edilmiş bir kilise mezarlığının duvarla ayrılmış bir köşesinde bulunan ve vaftiz edilmeden, yani Katolik mezhebine kabul edilmeden, ölen bebeklerin mezarlığına gömüldü. 1792'de Fransız Devrimi idaresi sırasında Moliere'in ceseti bu mezarlıktan çıkartılarak o zaman kurulan "Fransız Anıtlar Müzesi"ne geçirildi; 1816'de ise Paris'te tanınmış kişiler için bir mezarlık olan Pere Laschaisee şair Lafontain mezarı yakınında bulunan bir mezara konuldu.

Molière'in bilinen ilk yapıtları, Paris dışında gezgin tiyatroculuk yapmakta iken 1655'te Lyon'da sahnelenen "L'Etourdi ou contretemps" (Türkçe olarak ilk sahnelenme adı "Savruk", 1876; Dünya Edebiyatından Tercümeler serisinde yayımlanma adı "Şaşkın yahut Beklenmedik Engeller", 1944) ve "Le Docteur amoureux (Aşık Doktor)" idi. Bu eserlerle Moliere bu dönemde gezginci tiyatroların uydukları İtalyan ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte tiyatro konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başlamıştır.

Moliere, 1656'da ilk önemli komedisi sayılan ve Paris'te sahnelenen ilk oyunu olan "Les Precieuses Ridicules"'ü (ilk Türkçe sahnelenme adı "Dudukuşları", 1876; yayımlama adı Gülünç Kibarlar , 1943) yazdı. Sosyetenin kibar davranışlarına özenen iki taşralı genç kızı konu alan bu oyun, Moliere'in bütün yapıtlarında öne çıkan bir temanın ilk işlenişiydi. Moliere burada, toplumsal kuralların gerektirdiği yüzeysel kibarlıkla altta yatan içgüdüsel davranış arasındaki uyumsuzluğun yarattığı gülünçlüğü ele alıyordu. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar ve çok tenkide uğradı. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve "Scaramouche" karekteri ile ün yapan İtalyan aktör Tiberio Fiorell'den Commedia dell'arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu çok tutuldu. Bu eserin aile içi ilişkiler teması Moliere'in insan ilişkilerinin yapmacıklığa dayandığı hakkındaki pesimist dünya görüşünü dramatik olarak ifade etmektedir.

Moliere'in topluluğu 1661'de, Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı Palais Royal'deki (Kraliyet Sarayı) bir salona taşındı. Moliere'in bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi.
1662'de sahneye konan ünlü oyunu "L'Ecole des femmes" (Türkçe'de ilk sahnelenme adı "Kadınlar Mektebi, 1876; yayımlanma adı Kadınlar Mektebi", 1941) daha ilk gecesinde skandal yarattı. Seyirciler ve yetkililer, artık hiçbir değere saygısı kalmamış bir komedyenle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı. Oyun, kadınlardan çekinen ve bu yüzden de saf, gözü açılmamış bir genç kızla evlenerek onu kendi ilkeleri doğrultusunda yönetmek isteyen bir erkeği konu alıyordu. Oyunun sonunda adam genç eşine aşık oluyor, ama aşkı dile getirmesini ve kadınlara bir sevgili gibi yaklaşmasını bilmediği için gülünç durumlara düşüyordu.

Moliere oyuna gelen eleştirilere 1663'te La Critique de L'Ecole des femmes ("Kadınlar Mektebinin Tenkidi, 1944) ve L'Impromptu de Versailles (Versailles Tulûatı, 1944) adlı tek perdelik oyunlarıyla karşılık verdi. Bunlardan ilkinde komedi anlayışını yansıtıyor, ikincisinde ise oyuncuların dinlenme odasını ve prova sırasında sahne arkasındaki konuşmaları çok gerçekçi bir bakışla anlatıyordu.
İnsanları birbirlerinden ayıracak şey gereksiz bir onurla mevki değildir. Bizi başkalarından ayırt eden şey akıl, erdem ve bilgidir.
Molière
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası
Her şeyi mahveden bizim sabırsızlığımız.
Molière
Sayfa 93 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 3.Basım
Akıllı bir insan kendisine yapılan hareketlerin üzerindedir. Bu tip davranışlara verilecek en iyi cevap bilgi ve sabırdır.
Molière
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası
Hem dünyada kim var, hayatında bir kez olsun aklını kaybetmeyen?
Molière
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
104 syf.
GEL DESE DE BAKMA CİMRİ AŞINA BİR FIRSAT ARAR DA KAKAR BAŞINA.

Moliere, 5 perdelik bu oyununda Paris burjuvasını ele alıyor. Para hırsının insanda nasıl tezahürleri olduğunu, parayı kazanma şekilleri ile onu korumak için düşülen durumları eleştiriyor. Bu oyun 5 perdelik kara mizah şeklindeki ağır bir hicivdir. İnsanın kendisine yabancılaşması, paranın karşısında yitirilen özgürlük ve kaybedilen özgürlüğün devamında sınırlarını maktülün çizdiği bir cinayet. Burada toplum ilişkileri zayıftır. Zayıftır çünkü ana unsur paradır, parasız olmaktansa dünyayı çöpe atmak yeğdir... Cimri karakterimizin para konusunda serzenişi şöyledir:

''Hey Allahım! Hep para, para! Başka söyleyecek lafları yok bu adamların: Para, para, para! Ağızlarını açtılar mı ilk söz para! Sabah, akşam para! Tek bildikleri, tek düşündükleri bir şey var: Para!''

1621 yılında dünyaya gelen Moliere'in girişte yer alan hayat hikayesinde tüccar olan babasının tutumlu oluşundan bahis eder. Yazarların kitaplarında beni en çok etkileyen şey yaşanmışlıkların nakış nakış sayfalara işlenmiş olması olsa gerek. Bu konuda Sabahattin Ali'yi direkt örnek gösterebilirim. Her kitabında kendi yaşanmışlıkları ile edebi kişiliğini harmanlamış ve bizlere sunmuştur.

Oyunda yer alan karakterler sınırlı. Aşk her eserin olmazsa olmazıdır ancak bu oyunda ana unsur olmamakla birlikte baya baya köşesine sinmiş bir şekilde karşılıyor bizi. Ağır mizah düşündürürken güldürüyor da. Bu yönüyle Aziz Nesin'i anmadım değil.

Bir çırpıda bitirebileceğiniz, gülmekten kendinizi alamayacağınız bir eser. Sonu biraz sıkıştırılmış gibi geldi. Her şey çok hızlı gelişip çok hızlı bitiyor. Ancak bu bile eseri sevmenize engel değil. Keyifli okumalar.
https://www.youtube.com/watch?v=9jlv6zc8L2o
104 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle Ahmet T. arkadaşıma teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İlk defa tiyatro türünde bir eser okudum sayesinde ve çok keyif aldım. Bazı yerlerinde sesli güldüm, bazı yerlerinde derin derin düşündüm. Kitap sürükleyici, çeviri muhteşem, eline alıp okumaya başlarsan bitirene kadar bırakamıyorsun. 19 Nisan'da Cimri oyununa gideceğiz ve heyecanla o günü bekliyorum. Keyifli okumalar.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Argan çok sevdiği eşi, Beline ve kızları ile beraber yaşayan zengin ve hastalık hastası bir adamdır...

Doktoru ve eczacısı sürekli olarak ona ilaç hazırlayıp, para kazanma derdindedirler. Eğer verdikleri ilaçları kullanmaz ise öleceğini söyleyip dururlar...

Kızı Angelique'yi, sadece kendini düşünerek doktor olan Thomas ile evlendirmek ister. Angelique ise Cleante aşıktır....


Eşi Beline ise onu çok sevdiğini sürekli hatırlatarak kendi çıkarlarının peşinden gitmektedir...

Toinette, evin hizmetçisi her olaya burnunu sokan sözünü esirgemeyen ve efendisine kurulan tuzaklardan haberi olan tek kişidir...

Toinette, Argan'ın erkek kardeşi Beralde ile birlikte ev halkının gerçek yüzünü efendisine göstermek için bir oyun tertip eder...

Bir tiyatro oyunu olan eseri keyifle okudum...
144 syf.
Okurken hem eğlendirici hemde bilgilendiren bi eser özellikle tiyatro severlerin beğeneceğine eminim. Kitabın içerisinde hekimler ve eczacıları oldukça eleştiriye tutmuş okuyucuyu sağlık anlamında çeşitli bilgiler vermeyide ihmal etmemiş mizah olarak mantıklı espriler olmasıda kahkalar atmanıza neden olabilir. Ben okurken çok eğlendim. Oyundaki sahneler gözümün önünde canlandı sanki özellikle kitabın sonuda tam istediğim gibi bitmesi mutlu etti.
78 syf.
·1 günde·10/10
Moliere'ye ait üç perdelik bir tiyatro eseridir. " George Dandin Veya Bir Koca Nasıl Rezil Edilir. " olarak tercüme edilmiştir. İsminden de anlaşılacağı üzere, işgüzar karısı tarafından aldatılan ve boynuzlanan eş George Dandin. Zavallı George Dandin...

Olaylara birebir tanık olmasına rağmen, bir türlü haklılığını ispat edemez. Üstüne üstlük haklılığını kanıtlamaya çalıştıkça haksızlık ile itham edilir ve bu da yetmezmiş gibi, kendisini aldatan eşinden af dilemek zorunda bırakılır. Ne kadar vahim bir durum. Haklı iken haksızlığa uğramak.
" Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır. " misali.

George Dandin'in eşi Angelique gerçekleştirdiği ahlâksız eylemiyle övünedursun, bu da yetmezmiş gibi George Dandin'e mesnetsiz iddiaları yakıştırsın dursun. Olacak gibi değil ama, maalesef pişkinliğin de böylesi insana şapka çıkartıyor. Moliere eserinde bir kocanın nasıl rezil edilebileceğini, mükemmel bir anlatımla yalın bir dil kullanarak aktarmış okura.
Sırf mal, mülk ve soylu bir mertebe edinmek gayesiyle gerçekleştirilen evliliklerin, zamanla nasıl da sıradanlaştığına dem vurmuş. Oysa ki evlilik kurumu, sanıldığının aksine sevgi ve saygı mertebesinde yürütülürse değer kazanır. Hal böyle olunca iki tarafında da, kazançlı çıkacaklarının inancındayım. Aksi durumda hayal kırıklıkları, cam kırıkları gibi batar insanın yüreğine.

Esere dair tek sıkıntım, sonunun havada asılı kalması. Böylelikle de hak edenlerin hak ettiği muameleyi görememiş olmaları. Ama yine de, eser güzeldi. Klasiklerimin arasına katmış olduğum bir değerli hazine daha. Okumanızı tavsiye ederim...
152 syf.
·Beğendi·10/10
Espri yönünden gelişmiş insanlar genelde zeki insanlar olarak tabir edilir. Moliere de böyle nitelendire biliriz. Kitabı okurken her yönünden akıllıca yazılmış, ters köşe edilmiş, her yönü ustalıkla açığa vurulmuş karekterlerle karşılaşıyorsunuz.

Moliere`nin ilk okuduğum eseriydi. Ne kadar "Cimri" ile adını duyurmuş olsa da sırf bu kitap için de yazarı baş köşeye oturtmak lazım.

Hastalık Hastası, Argan isimli bir adamın, sağlıklı olmasına rağmen kendini sürekli hasta hiss eden, bunu etrafının da görmesini isteyen "Hastalık Hastası" olmasını konu ediyor. Bu adam bir de çok saf olunca etrafında ona karşı oynanan oyunlara karşı kör olur. Tüm kitap boyunca Argan`ın kendini hasta sanarak inim inim inlemesine şahit oluyorsunuz.

Bundan başka, kitapta;
İkiyüzlülük, yalan, evlilik adlı kurumun bazen ne kadar basit bazense ne kadar önemli olduğunun da altı çizilmiş.
Elinde diploması olduğu halde sahip olduğu meslekten zerrece fikir sahibi olmadığını, insanların bilgisizliğinden, saflıklarından, zaaflarından yararlanan "doktorcuk"ların ifşası okunmaya değerdi.

Bir başka dikkatimi çeken konu ise, Argan`ın hizmetçisinin akıllıca davranışları, durumu kurtarma yeteneği, kurnazlar, yalancılarla baş etme metodu oldu.

Kitabın başından sonuna kadar gülmeniz garanti. Ama ara sıra gülmek yerine bu hale düşen insanlara, bu hale sokan insanlara da acı kahkaha atmak yerine düşünelim; yazar neden bolca güldürüyor? Her acı kahkahanın ardında bir acı gerçek saklı değil mi? :)

Keyifli okumalar...
104 syf.
·2 günde·9/10
Moliere'yi alıntılardan tanıdım. Sonra bir tiyatro hevesi ile başladım. İlk Moliere ve ilk tiyatro kitabım. Çok beğendim. Nedeni ise sahneyi gözünüzün önünde canlandırmanız.

Yazarın dili, tadı bir harika. Çok akıcı bir eser. Cimriliği gerçek manada tüm yönleriyle görebileceksiniz. Cimri baba ve arada geçen aşk. Baya baya güleceğiniz bir eser olmuş. Gayet kısa ve hoş bir eser. Tavsiye ederim ağır kitapların arasına konulabilir....
140 syf.
Moliére...

Cimri, Kibarlık Budalası ve Hastalık Hastası.. Okuduğum bu üç kitapta da içgüdüsel olarak dinlediğim ve artık bu kitaplardaki oyunlarla özdeşleşen müziği de buraya ekliyorum:
https://youtu.be/UwxatzcYf9Q


Beni bu müzikle tanıştıran sevgili Emin'ye de teşekkür ediyorum..

Asıl adı Jean-Baptiste Poquelin veya bilinen ismiyle Moliére.

Fransa'nın neoklasik tiyatro döneminde yaşamış ve yazdığı oyunlardaki müthiş sivri dili ile burjuva sınıfın yaşam tarzını konu edinerek dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış komedyanın üstadı ve aynı zamanda oyuncu.. Kimi oyunları kiliseler tarafından yasaklanmışsa da bu yasakların ardından daha iyi oyunlar yazarak sahneye çıkmıştır Moliére.

Tiyatrolarını; gelenekler ve toplumsal aksaklıklar üzerine kurmuştur. Onun eserlerinde hayata ve insanlığa dair pek çok kıssa bulunuyor. Okuduğum her üç kitabında da aşkın olmazsa olmaz olduğunu ama asıl konunun bu olmadığını rahatlıkla anlıyorum. Üstad vereceği toplumsal mesajı komedya ile harmanlarken aşkı da oyunlarının süsü olarak kullanmış anlaşılan.. Kibarlık budalalarını, hastalık hastalarını, cimrileri, kendini beğenmiş soyluları, bilgisiz doktorları, iki yüzlüleri büyük bir başarıyla sadece yazmamış aynı zamanda canlandırmıştır.
İyi tasarlanmış komedyaları ve evrensel temaları ele alışıyla ölümsüzleşmiş büyük bir yazardır. Bu açıdan onu, yani Moliere’i, Fransızların Shakespeare’i olarak ele almak mümkün.

Ününü Kibarlık Budalası (Okuduklarım içinde benim en çok beğendiğim oyun) ve Hastalık Hastası isimli oyunlarına borçludur.

Asıl adı, Le Malade Imaginaire yani Hastalık Hastası olan oyununun oynandığı ( Moliére bu oyunda başrol olarak oynamıştır.) 1673’te, oyunun dördüncü sahnesinde, Molière sahnede fenalaşıp yere düşer. Verem hastası olan yazar tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamlar, ancak oyundan birkaç saat sonra evinde yeniden fenalaşarak, 51 yaşında hayatını kaybeder.
Sahnede sonlanan bir ömür... Hayatın sahneye ve tiyatroya adanmışlığının delili..

Oyunlarının dilinin sadeliği, akıcılığı su misali. Burada yazarın olduğu kadar çevirmenin de etkisi olduğunu düşünüyorum. Zaten bu akıcılıkla "kitap okudum" hissinden ziyade, "tiyatroda izledim" hissi yaratması, yazarın ne kadar başarılı olduğunun kanıtı. Başından sonuna kadar eğlendiren, zihni dinlendiren, güldüren, güldürürken düşündüren zeki adam...

"Kitap okumak istiyorum ama uzun olmasın, içinde aşk olsun ama çok hüzünlü de olmasın, toplumsal konuları da ele alsın ama ciddiyet istemiyorum; yani gülelim.." Sanırım Moliére tüm bunlardan daha fazlasını veriyor!..
104 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Çok eğlenceli, akıcı, komik bir kitap.

Tek olumsuz tarafı ki bunun kitabın 17. yüzyıla ait olmasının da çok payı vardır çoğu diyalog karagöz hacivat güldürüsü gibiydi. Derinlikli karakterler olmalarına rağmen bazı diyalog ve olaylarda alakasız aniden birbirine sopayla vuran ve fazlasıyla klişe şakalar yapan karakterlere dönüşüyorlardı.
Onun dışında kitap çok iyiydi.
Sonlara doğru,

Cimri abimize çok sinir olmaya başladım, mutlu son ile bitmeseydi gerçekten kötü hissedecektim kendimi. Raskolnikov'un baltasıyla öldürdüğü yaşlı kadına benzettim Cimri abimizi. Ve gerçekten bende de bir baltayla öldürme dürtüsü oluştu, neyseki beklenmedik garip bir şekilde mutlu son ile bitti de rahatladım.

Ayrıca kitap boyunca gerçekten bir tiyatro sahnesini seyreder gibiydim. Ve hep içimden "Bir şekilde bu oyunu oynamalıyım ben de" diye düşündüm. Umarım fırsatım olur da oynarım gerçekten.
104 syf.
·9/10
Çok önceleri okuduğum, yakın zamanda ise Ankara Devlet Tiyatrolarında izlediğim tiyatro oyunu. Hastalık hastası, Kibarlık budalası, Kadınlar Mektebi gibi bir çok tanınmış oyunu olan yazarın, kendisi de aynı zamanda bir oyuncu. Hatta bir oyununda "Moliere denen herifin de" diyerek kendisine sövdüğü söylenir.

Bu sene gittiğim bir çok tiyatrodan, hatıramda yer alan, yine bir klasik, bu klasik ise Cimri oldu. Oyuncuların doğaçlama yapmasına, doğal olarak yeteneklerini daha serbest sergilemesine imkan sağlayan bir yazım tekniği var. Böylece oyuncular izleyiciyle daha rahat bağ kuruyor, dolayısıyla izleyiciyi oyuna bağlıyor.

Komedya türünün kurucusu olduğu söylenir. Sahnelemeleri genelde abartılı. Doğal bir olayı, insani bir zaafı ya da karakter bozukluğunu ele alıp komediyi bunun üzerine kurar. Cimri de aynı şekilde bir "takıntı" ile başlar, yan hikayecikler, anormal düğümler ve o düğümlerin anormal çözümlenmesi...

“Komedyanın görevi, insanları eğlendirerek düzeltmektir” dediği söylenir. Gerçekten alt metinlerde ince mesajlar verir, kimi zaman tirat şeklinde yaptırır bunu. Çok uzatmadan sevdiğim bir sözüyle bitireyim.
'Life is a tragedy to those who feel and a comedy to those who think.'

Yazarın biyografisi

Adı:
Molière
Tam adı:
Jean-Baptiste Poquelin
Unvan:
Fransız Oyun Yazarı ve Oyuncu
Doğum:
Paris, Fransa, 15 Ocak 1622
Ölüm:
Rue de Richelieu, Paris, Fransa, 17 Şubat 1673
Molière, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacı olan Jean Poquelin ile bir zengin burjuva ailesinin kızı olan Marie Cresse'nin oğluydu. Moliere annesini 10 yaşındayken yitirdi ve babası ile bağlantıları hiç sıkı değildi. Annesinin ölümünden sonra babası ile Paris'de o zaman yukarı burjuva sınıfından kişilerin evlerinin bulunduğu Rue Saint-Honoré'de yaşadılar. İlk okul eğitimini Paris'te yaptı ve sonra Paris'in en iyi okullarından Cizvit'lerin idaresinde olan "Collège de Clermont"'da öğrenim gördü. 1641'de bu okuldan ayrıldı. Babası 1531'de bir imtiyaz satın almıştı ve Moliere babasının işini devam ettirmeye başladı ve bu arada hukukçu olmak için çalışmalara başladığı da bildirilir.

Haziran 1643'te Moliere 23 yaşında iken birden babasının işini bırakmaya ve Paris'ten ayrılmaya karar verdi. Daha önce tanışmış olduğu tiyatrocu güzel aktrist Madelaine Bejart ile birleşip kendisi 630 livre sermaye katarak ile Bejart'la birlikte Illustre Théâtre adlı bir tiyatro topluluğu kurdu. Böylece bağlı oldugu sosyal sınıf ilişkilerini geride bıraktı. Sahne adı olarak Fransa'nin Midi bölgesinde Vigan şehri civarında bir köy olan Molière ismini kullanmaya başladı. Bundan hemen sonra bu topluğa Madelaine'nin erkek ve kız kardeşleri de katıldı. Moliere hem iyi aktörlük gücü hem de eğitimi dolayısıyla bu gezici tiyatro trupunun idarecisi oldu. 1645'te bu gezici tiyatro trupu, çoğu pansiyon masrafları olmak üzere, 2000 livre borçlanmıştı. Moliere bu borçlar dolayısıyla hapse atıldı ama ya babası ya da topluluk mensupları borcu ödeyerek 24 saat sonra hapisten kurtarıldı.

Bundan sonra Moliere ve Madelaine Bejart 12 yıl sürecek bir gezici tiyatro hayatına başladılar. Önceleri "Charle Dufresne"'nin trupuna katıldılar ve sonra kendi truplarını kurdular. Bu topluluk biraz başarı kazanarak Orleans Dükü I. Filip'in koruması ve desteği altında çalışmaya başladı. Bu gezginci tiyatroculuk döneminden Moliere'in ancak iki eseri elimize geçmiştir: "L'Étourdi" ve "Le Docteur amoureux". Bu eserlerde Moliere'in gezginci tiyatroların alışılagelen İtalyan asıllı ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başladığı gorülmektedir. Bu arada Moliere Languedoc Eyaleti valisi Conti Dükü ile iyi arkadaş olmuş ve onun mali desteğini almıştır. Fakat bu kişi bir zuhrevi hastalığa tutulunca dinsel baskılar dolayısıyla tiyatroculara mali desteğini kesmiş ve şahsi ilişkilerden bile uzaklaşmıştır. 1650 - 1953'te tiyatroyla Lyon'da kaldı ve Lyons'da iken Moliere'in trubuna Markiz sahne adlı Mademoiselle Duparc katıldı. Bu aktrist tanınmış oyun yazarları olan Pierre Corneille, sonra da Jean Racine ile ilişki kurdu ve hatta bir müddet Racine'in metresliğini yaptı. Racine hazırladığı ilk eserini Moliere'in sahnelemesini istemiştir ama Moliere bunu kabul etmemiştir.

Paris'te "Rue de Richelieu" ve "Rue Molière" kavşağındaki Moliere anıtı
1658'de Moliere ve trupu en sonunda Paris'e geldiler. Kral XIV. Louis'nin kardeşinin koruması altında, 1658'de eski Louvre'da Kral'a Corneille'in "Nicomedes" adlı trajedisini ve "Le Docteur amoureux (Aşık doktor)" adlı fars oyunun oynadılar. Moliere'in trupu Kral'ın kardeşi Orleans Dükü I. Filip'in mali desteğini kazanarak "Mösyö'nun Trupu" olarak anılmaya başladılar. Yine Orleans Dükü desteği ile bu trup ve Fiorelli'nin (Scaramouche) rolünü benimsediği İtalyan Commedia dell'Arte trubu birleşip Paris'te tanınan yeni bir tiyatro topluluğu oluşturdular. Bu topluluk Louvre Sarayı yakınlarındaki "Petit Bourbon Tiyatrosu"'nda merkezlendi.

Bu toplulukla 18 Kasım 1659da "Les Précieuses ridicules (Gülünç Kibarlar)" eserini sahnediler. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve Scaramouche karekteri ile ün yapan Italyan Tiberio Fiorelli'den Commedia dell'Arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu cok tutuldu. Bu trup 1660'da Kral huzurunda birkaç kez oyunlar oynadı. 1661'de Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı yeni "Theatre du Palais-Royal"de topluluğuyla oyunlar sahnelemeye başladı. Moliere'in bundan sonra bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi.

1662'de trupunun kurucularından olan arkadaşı Madeleine Bejart'ın Comte de Modene'den olan kızı Armande Bejart'la evlendi. Üç çocukları oldu; ama bunlardan yalnızca tek biri yaşadı. Kral tarafından 1.000 livre yıllık maaş bağlandı. 1664'te Kral, Moliere'in oğlunun vaftiz babası oldu. Aynı yıl Kral'ın bağladığı yıllık maaş 7.000 livreye çıkartıldı.

Bu dönemde Moliere drama kuramcısı Boileau, La Fontaine ve Racine ile dostluk kurdu. "Kadınlar Okulu" ve "Tartuffe" oyunları yüzünden Cizvit Jansenitlerle arası bozuldu ve onların ve diğer koyu dindarların öfkesi üzerine çekildi. Sağlığı bozuldu. Başrolünü oynadığı "Le malade imaginaire (Hastalık Hastası)" oyununun oynandığı 17 Şubat 1673'teki oyunun dördüncü sahnesinde, Molière sahnede fenalaşıp yere düştü. Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamladı. Oyundan birkaç saat sonra evinde yeniden fenalaşan yazar, bu ikinci krizi atlatamayarak vefat etti.

Zamanının Katolik kilisesi aktörlerden ve tiyatrodan hoşlanmamaktaydı ve kilisenin israrıyla çıkartılan devlet kanunlarına göre de aktörlerin kilise töreni ile kiliselerin takdis ettiği mezarlıklara gömülmeleri yasaktı. Moliere ölmekte iken Katolikler için geleneksel olan bir rahip tarafından son nefeste takdis edilmesi imkânı olmamıştı ve Katolik kilisesi ona dinsel cenaze töreni yapmaktan ve mezarlıkta bir kabir temin etmekten kaçındı. Fakat Moliere'in karısı Armand Krala'a başvurarak eğer kocasının cenazesi töreninin tamamiyle geleneklere uzak olarak geceleyin yapılması ve normal bir kilise cenaze törenine benzemesi için ondan özel izin aldı. Moliere'in ceseti takdis edilmiş bir kilise mezarlığının duvarla ayrılmış bir köşesinde bulunan ve vaftiz edilmeden, yani Katolik mezhebine kabul edilmeden, ölen bebeklerin mezarlığına gömüldü. 1792'de Fransız Devrimi idaresi sırasında Moliere'in ceseti bu mezarlıktan çıkartılarak o zaman kurulan "Fransız Anıtlar Müzesi"ne geçirildi; 1816'de ise Paris'te tanınmış kişiler için bir mezarlık olan Pere Laschaisee şair Lafontain mezarı yakınında bulunan bir mezara konuldu.

Molière'in bilinen ilk yapıtları, Paris dışında gezgin tiyatroculuk yapmakta iken 1655'te Lyon'da sahnelenen "L'Etourdi ou contretemps" (Türkçe olarak ilk sahnelenme adı "Savruk", 1876; Dünya Edebiyatından Tercümeler serisinde yayımlanma adı "Şaşkın yahut Beklenmedik Engeller", 1944) ve "Le Docteur amoureux (Aşık Doktor)" idi. Bu eserlerle Moliere bu dönemde gezginci tiyatroların uydukları İtalyan ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte tiyatro konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başlamıştır.

Moliere, 1656'da ilk önemli komedisi sayılan ve Paris'te sahnelenen ilk oyunu olan "Les Precieuses Ridicules"'ü (ilk Türkçe sahnelenme adı "Dudukuşları", 1876; yayımlama adı Gülünç Kibarlar , 1943) yazdı. Sosyetenin kibar davranışlarına özenen iki taşralı genç kızı konu alan bu oyun, Moliere'in bütün yapıtlarında öne çıkan bir temanın ilk işlenişiydi. Moliere burada, toplumsal kuralların gerektirdiği yüzeysel kibarlıkla altta yatan içgüdüsel davranış arasındaki uyumsuzluğun yarattığı gülünçlüğü ele alıyordu. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar ve çok tenkide uğradı. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve "Scaramouche" karekteri ile ün yapan İtalyan aktör Tiberio Fiorell'den Commedia dell'arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu çok tutuldu. Bu eserin aile içi ilişkiler teması Moliere'in insan ilişkilerinin yapmacıklığa dayandığı hakkındaki pesimist dünya görüşünü dramatik olarak ifade etmektedir.

Moliere'in topluluğu 1661'de, Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı Palais Royal'deki (Kraliyet Sarayı) bir salona taşındı. Moliere'in bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi.
1662'de sahneye konan ünlü oyunu "L'Ecole des femmes" (Türkçe'de ilk sahnelenme adı "Kadınlar Mektebi, 1876; yayımlanma adı Kadınlar Mektebi", 1941) daha ilk gecesinde skandal yarattı. Seyirciler ve yetkililer, artık hiçbir değere saygısı kalmamış bir komedyenle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı. Oyun, kadınlardan çekinen ve bu yüzden de saf, gözü açılmamış bir genç kızla evlenerek onu kendi ilkeleri doğrultusunda yönetmek isteyen bir erkeği konu alıyordu. Oyunun sonunda adam genç eşine aşık oluyor, ama aşkı dile getirmesini ve kadınlara bir sevgili gibi yaklaşmasını bilmediği için gülünç durumlara düşüyordu.

Moliere oyuna gelen eleştirilere 1663'te La Critique de L'Ecole des femmes ("Kadınlar Mektebinin Tenkidi, 1944) ve L'Impromptu de Versailles (Versailles Tulûatı, 1944) adlı tek perdelik oyunlarıyla karşılık verdi. Bunlardan ilkinde komedi anlayışını yansıtıyor, ikincisinde ise oyuncuların dinlenme odasını ve prova sırasında sahne arkasındaki konuşmaları çok gerçekçi bir bakışla anlatıyordu.

Yazar istatistikleri

  • 298 okur beğendi.
  • 3.785 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 1.742 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları