Din adamları insanların, hayatın, doğanın temel sorunlara kafa yoracağına abuk sabuk şeylerle uğraşıyorlar. Örneğin ülkemizde yaşadığımız bu kentte insanlar arasındaki ekonomik adaletsizlik, eşitsizlik dayanılmaz bir hal aldığı halde din adamlarımız bu sorunlarla uğraşacağına şapkanın çıtçıtının delikleriyle uğraşıyorlar. Bu din değildir Zeliha Hanım. Bu yoksul insanların dikkatini ekonomik adaletsizlikten eşitsizlikten uzaklaştırmak için din adına oynanan kötü bir oyun. Bu oyunu tezgâhlayanlar da oynayanlarda devletin adamları. Bu kötü oyunlara seyirci kaldığı ve zalimlerin bizim gibi mazlum insanlara zulmetmesine fırsat tanıdığı için Tanrı'ya kızgınım. Çok öfkeliyim!
Tanrı'yı insanların bu aptal kurallarına hapsetmek mümkün değildi. Doğruda değildi. İnsanlar kuralları Tanrılaştırmış, Tanrı'yı da unutmuşlardı. Evren insanoğlunun ulaşamayacağı kadar büyük, sınırsız, ulaşılmazdı. Bu devasa varlığın içerisinde insanoğlunun uğraşlarının aptalca olduğunu biliyordu ama bunu anlayacak insan bulamıyordu bu kente…