"Ne ellerim bağlıydı ne de ağzıma bir şey tıkanmıştı ama yine de kendimi bir tutsak gibi hissediyordum. Bilinmezliğe doğru yapılan zorunlu bir yürüyüşün kurbanıydım."
"Çok sonra anlayacaktım ki maddi nesnelerden ve bazı ön yargılardan kurtulmak, 'var olmaya' doğru yapacağım o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı."
Bu kitap hakkında inceleme yazmak haddime değil ama söze başlamak istiyorum. Kitabı bitirdikten sonra, acabalarım oldu. Bu yazara ilk bu kitapla başlamam beni nasıl etkiledi diye düşündüm boş duvara gözüm dalarak...Kitabın diline kendimi kaptırmam uzun sürmedi ama değişik bir tat bıraktı. Kitabın içinde bir veya bir çok kişinin gözünden hayatı, hayır daha çok "insanlığı" algılıyacak ve tanık olacaksınız. Satırları okuyacaksınız ve kendi insanlığınızı bulacaksınız ama tüm satırlara kendinizi kaptırmayın derim...Bu tanıklık umarım size ve yüreğinize zarar vermez.
Başlamadan önce önyargılarım kendim için çok oldu, kısacası korktum. Halbuki şuan, içimde korkudan çok kafa karışıklığı var. Yürüdüğünüz ipin üstünde durmak ta,yönünü sola veya sağa; aşağı veya yukarı belirlemekte size kalmış. O ipin dayanıklılığına karşı direnmekte ipin üstündekinin çabası...