"Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu."
"O karanlığın içinden bir kadının yardım isteyen tiz çığlıkları geldi. Ona da yardıma gitmedim. Her yandan yardım isteyen çığlıkların geldiği bu tür sahnelere fazlasıyla tanık olmak, insanın kalbini taşa çeviriyordu."
"Uzaktan onları izlerken yağmacılardan birinin bitişikteki ayakkabıcının camlarını kırıp dükkânı kasten ateşe verdiğini gördüm. Bakkal sahibinin yardımına gitmedim. Böyle şeylerin vakti geçmişti. Uygarlık çöküyor ve artık herkes kendisi için yaşıyordu."
"Kızıl Ölüm'ün gelmesiyle birlikte dünya mutlak ve geri dönüşsüz olarak dağıldı, paramparça oldu. On bin yıllık kültür ve uygarlık, göz açıp kapayıncaya kadar yok oldu, ‘köpükler gibi uçup gitti'."