Yaşar, devletin istediği anda yaşayan, istemediği anda ise yaşamayan biridir; bu yüzdendir ki adı ne Yaşar ne yaşamazdir. Bir varmış bir yokmuş masalı gibi dursa da Yaşar’ın yaşadıklarını başta trajikomik bir komedi gibi okumak istesenizde ilerledikçe insanı gülümsetmekten çok üzmeye başlıyor.
Kitap, Aziz Nesin’in kaleminden çıkmış. Onu tanımasanız bile pek çoğunuz bir cümlesini bir yerlerde mutlaka okumuş ya da adını duymuşsunuzdur. Kıvrak zekâsından, dili ve üslubundan uzun uzun bahsetmeye gerek yok; okurken zaten kendini açıkça hissettiriyor.
Kitabı okurken yoğun bir toplum eleştirisinin içine çekiliyorsunuz : devlet daireleri, baskılar, mühürler, dosyalar, evraklar… Peki bütün bu evraklar kim içindir? Halk için değil midir? Öyleyse Yaşar neden bir var bir yoktur? Devlet, işine geldiği gibi mi vardır yoksa?
Yaşar işte bize tam olarak bunu anlatıyor: vergi için yaşayan Yaşar, miras için neden ölü kabul ediliyor? “Devletin bir adamın vergisine mi ihtiyacı var, canım?” diyebilirsiniz tabii; ama Yaşar, bize sistemin böyle işlediğini en berrak hâliyle ve aziz nesin mizahiyla yaşayarak gösteriyor.
Bir de Ayten vardır… Hepimizin hayatından bir şekilde geçmiş olan o Ayten. Nerede olduğunu bile tam olarak bilmediğimiz, ama küçücük bir imzası için dönüp dolaşıp durduğumuz Ayten.
Devlet için insan çoğu zaman bir birey değil, bir numara, bir dosya ya da bir evraktır. Aziz Nesin bunu son derece mizahi bir dille anlatıyor. Mizah yoluyla toplum eleştirisi okumayı sevenler için kesinlikle okunması gereken bir eser.
Ve son olarak;
“Var olmanın bile kâğıtla ispat istendiği bu düzende, hak kanunlarda değil, memurun bastığı mürekkep lekesinde aranır; Yaşar ne Yaşar ne yaşamaz bize bürokrasiyi en çıplak haliyle ortaya sermektedir.
Kabul edelim ki hayat temelde adaletsizdir. Burası kesin. Fakat adaletsiz bir yerde olsanız bile, orada bir tür adaleti bulabilme olasılığının varlığına inanıyorum. Bu, zaman ve zahmet gerektirebilir. Belki de harcadığınız zaman ve zahmetin boşa gitmesi sonucuyla karşılaşabilirsiniz. Böylesi bir adalette, arayışa girmeye yetecek değer bulabilmek, elbette herkesin kendine kalmıştır.