Hep, ama hep bir güzelliğe dönüşen neler yok ki! Oysa güzel acıtıyor. Çünkü bir sakatlık var içimde. Ve derken bir şey beni bırakıyor. Her şey beni bırakmış gibi oluyor o zaman.
Uzun çabalar sonucu artık anlamış bulunduklarını hiç anlamamış olmayı, anlamadıklarını zaten konuşmamayı, “hayat tecrübesi” denen şeyin değerinden kuşku duyduğu, bu yüzden de ayrıcalığı hiç kullanmamayı yeğlediği için olgunlaşacağına çocuklaştığı, çocuklaştığına aldırmadığı bir çağdaydı zaten. O karıştırdığı yıllara özlem mi duyuyordu, yoksa onları bir an anımsamanın dehşeti içinde miydi, bunu bile bilmiyordu.