İncelemenin amacı şimdiki Ben’den gelecekte olan Ben’e bir mesajdır. Yazıyı yazarken bile birkaç saniye sonraki gelecekteki Ben’e ulaşıyorum bu da mucizevi bir şey. Tıpkı Tenar’ın -ya da Arha mı demeliydim?- karanlıkta labirentte diğer Ben’ini araması gibi. Sen kimsin? Dünyanın sana öğrettiği kadın mı? Yoksa keşfettiğin kadın mı? Kitapta Tenar da soruyor; ben kimim?
Orada bir merdiven var
Her zaman orada bir merdiven var
Masumca asılı
Geminin kenarlarına yakın…
Aşağı iniyorum…
Batığı incelemeye geldim
Verilen hasarı görmeye ve ortalığa saçılmış hazineleri…
Adrienne Rich- Batık Gemiye Dalmak
Atuan Mezarları Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı. Bir kadının büyüme hikâyesi. Tenar olarak doğan bir kız çocuğunun Arha olarak hayatına devam edip yeniden Tenar’ı bulması. Doğuş, ölüm, yeniden doğuş. Işık, karanlık ve yeniden ışık.
Doğum sancılı bir süreçtir. Bu, Tenar için biraz daha farklı olmaktadır. Çünkü doğduğu gece geleceğine de yani doğduğu kimliğinin ölümüne de karar verilmiştir. Doğum ve ölümün sancısını aynı anda haber veren bir gece. Tenar doğuştan doğduğu Tenar’ı bırakma zorundalığıyla yazgılıdır. O, doğduğu dünyada Tenar olarak değil, Atuan Mezarları’nın Baş Rahibesi olan Arha olarak kabul görecektir. Altı yaşında ismi elinden alınarak yutulmuş anlamına gelen Arha ile birlikte Tenar karanlık bir labirentte ölü bir dünyada yok olmaya itilmektedir. Yutulmaktadır ve o yutulduğu yere “senin toprakların, bu labirent sana ait” denmektedir. Bu kutsal yer sana ait ve oraya erkekler giremez. Orada bazı bölümlerde ışık yakılamaz. Oraya girmeye çalışan herhangi bir adam veya kadın gazaba uğrayarak öldürülecektir.
Arha zamanla labirenti ve labirentin barındırdığı karanlığı benimsemekte ve kendini alıştıra alıştıra bu labirentte gezintilere
Atuan MezarlarıUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20215,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İncelemenin amacı şimdiki Ben’den gelecekte olan Ben’e bir mesajdır. Yazıyı yazarken bile birkaç saniye sonraki gelecekteki Ben’e ulaşıyorum bu da mucizevi bir şey. Tıpkı Tenar’ın -ya da Arha mı demeliydim?- karanlıkta labirentte diğer Ben’ini araması gibi. Sen kimsin? Dünyanın sana öğrettiği kadın mı? Yoksa keşfettiğin kadın mı? Kitapta Tenar da soruyor; ben kimim?
Orada bir merdiven var
Her zaman orada bir merdiven var
Masumca asılı
Geminin kenarlarına yakın…
Aşağı iniyorum…
Batığı incelemeye geldim
Verilen hasarı görmeye ve ortalığa saçılmış hazineleri…
Adrienne Rich- Batık Gemiye Dalmak
Atuan Mezarları Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı. Bir kadının büyüme hikâyesi. Tenar olarak doğan bir kız çocuğunun Arha olarak hayatına devam edip yeniden Tenar’ı bulması. Doğuş, ölüm, yeniden doğuş. Işık, karanlık ve yeniden ışık.
Doğum sancılı bir süreçtir. Bu, Tenar için biraz daha farklı olmaktadır. Çünkü doğduğu gece geleceğine de yani doğduğu kimliğinin ölümüne de karar verilmiştir. Doğum ve ölümün sancısını aynı anda haber veren bir gece. Tenar doğuştan doğduğu Tenar’ı bırakma zorundalığıyla yazgılıdır. O, doğduğu dünyada Tenar olarak değil, Atuan Mezarları’nın Baş Rahibesi olan Arha olarak kabul görecektir. Altı yaşında ismi elinden alınarak yutulmuş anlamına gelen Arha ile birlikte Tenar karanlık bir labirentte ölü bir dünyada yok olmaya itilmektedir. Yutulmaktadır ve o yutulduğu yere “senin toprakların, bu labirent sana ait” denmektedir. Bu kutsal yer sana ait ve oraya erkekler giremez. Orada bazı bölümlerde ışık yakılamaz. Oraya girmeye çalışan herhangi bir adam veya kadın gazaba uğrayarak öldürülecektir.
Arha zamanla labirenti ve labirentin barındırdığı karanlığı benimsemekte ve kendini alıştıra alıştıra bu labirentte gezintilere
Atuan MezarlarıUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20215,1bin okunma
Narziss ve Golmund eseri ile Dorian Gray’in Portresi eseri aynı zamanda okumuş olmam güzel bir denk geliş ve öğreti oldu. Çünkü eserlerden birinden bahsederken aslında diğerinden de bahsediyormuşum hissi doğdu hep içime.
Bunun üzerine eserlere dair herhangi bir makale veya tez çalışması var mı acaba diye bir araştırmaya girdim ve evet, iki eseri tek bir makalede incelenirken buldum!
Bundan dolayı iki esere de aynı inceleme yazımı bırakacağım.
İki eserde de Narsizm olguları karşımıza çıkmakta. Bunu gözümüze soka soka değil ama kurgunun içerisinde vermiş bize yazarlar.
Bilindiği üzere Narsizm kelimesinin kökeni Narkissos mitinden gelmektedir. Eserler bu mitin edebiyat şeklinde bizim karşımıza çıkmasına olanak sağlamaktadır. Ama hayır eserler kesinlikle mitolojik eserler değildir! Mit daha modernize şekilde eserlerin içine kendini sızdırmış ama “ben buradayım” diye de bağırmamaktadır.
Nedir bu eserlerdeki benzerlikler?
1. Anne olgusu: Dorian Gray’in Portresinde de, Narsizz ve Golmund’da da baş karakterler ilk çocukluk dönemlerinde annesiz kalmışlardır ve anneye ilişkin çevrelerinin “olumsuz” olarak adlandırdığı anılar mevcuttur. Bilindiği üzere narsistik olguların temeli, ilk çocukluk dönemlerinde atılmaktadır. Eserlerde baş karakterlerin anne açısından yoksunluğu ve bu yoksunluğun diğer ebeveynler tarafından giderilmemesi ilerideki Narsizm’in temelinin sebebini gayet açık bir şekilde sunmaktadır. Dorian Gray’in Portresi eserinde annesizlik olgusuna göndermeleri bir iki yerde görsek de Narziss ve Golmund eserinde “anne” ve “ilk ana” olguları Havva ve Meryem üzerinden okuyucuya kitap boyunca sunulmaktadır. Bilindiği üzere Hermann Hesse psikanalizle oldukça ilgili bir yazardı.
2. Ego İdeali: Ego ideali, kişinin olmak istediği imgeler veya arzulardır. Eserlerde de
Narziss ve Golmund eseri ile Dorian Gray’in Portresi eseri aynı zamanda okumuş olmam güzel bir denk geliş ve öğreti oldu. Çünkü eserlerden birinden bahsederken aslında diğerinden de bahsediyormuşum hissi doğdu hep içime.
Bunun üzerine eserlere dair herhangi bir makale veya tez çalışması var mı acaba diye bir araştırmaya girdim ve evet, iki eseri tek bir makalede incelenirken buldum!
Bundan dolayı iki esere de aynı inceleme yazımı bırakacağım.
İki eserde de Narsizm olguları karşımıza çıkmakta. Bunu gözümüze soka soka değil ama kurgunun içerisinde vermiş bize yazarlar.
Bilindiği üzere Narsizm kelimesinin kökeni Narkissos mitinden gelmektedir. Eserler bu mitin edebiyat şeklinde bizim karşımıza çıkmasına olanak sağlamaktadır. Ama hayır eserler kesinlikle mitolojik eserler değildir! Mit daha modernize şekilde eserlerin içine kendini sızdırmış ama “ben buradayım” diye de bağırmamaktadır.
Nedir bu eserlerdeki benzerlikler?
1. Anne olgusu: Dorian Gray’in Portresinde de, Narsizz ve Golmund’da da baş karakterler ilk çocukluk dönemlerinde annesiz kalmışlardır ve anneye ilişkin çevrelerinin “olumsuz” olarak adlandırdığı anılar mevcuttur. Bilindiği üzere narsistik olguların temeli, ilk çocukluk dönemlerinde atılmaktadır. Eserlerde baş karakterlerin anne açısından yoksunluğu ve bu yoksunluğun diğer ebeveynler tarafından giderilmemesi ilerideki Narsizm’in temelinin sebebini gayet açık bir şekilde sunmaktadır. Dorian Gray’in Portresi eserinde annesizlik olgusuna göndermeleri bir iki yerde görsek de Narziss ve Golmund eserinde “anne” ve “ilk ana” olguları Havva ve Meryem üzerinden okuyucuya kitap boyunca sunulmaktadır. Bilindiği üzere Hermann Hesse psikanalizle oldukça ilgili bir yazardı.
2. Ego İdeali: Ego ideali, kişinin olmak istediği imgeler veya arzulardır. Eserlerde de