Profesör o gece, denizin yalnızlık anlamına geldiğini bir kez daha düşündü. Kaç gündür yalnız başına dolaşıyor ve yavaş yavaş ilk günlerin deniz coşkusunun yerini alan tuhaf bir hüzne büründüğünü hissediyordu.
Ne var ki yaşam biçimi, insanın düşünceleri dahil olmak üzere her şeyini değiştiriyordu. Gençliğinin kahramanı Joseph Campbell gibi alçakgönüllü bir hayata razı ama yaratıcı bir düşünür olmak yerine bir azgelişmiş ülke züppesi olup çıkmıştı işte. Ve doğal olarak hiçbir değerli şey yaratamamıştı, içinde, değerli bir düşünce ve duygu kalmamıştı çünkü.
"Hiçbir işte dikiş tutturamamış insanlar, taşra tüccarları, mahkemelere düşüp de dokunulmazlık zırhına bürünmek isteyenler kapağı birer partiye atıyor ve sonra insanları böyle eksi otuz derecede saatlerce bekletebiliyorlar."
Günler geçtikçe hayatını değiştirme kararının ne kadar doğru olduğunu ve kendisini nasıl özgürleştirdiğini, değiştirdiğini hissediyor; sanki içi kanatlanıyordu.