Bu kitabı ve mektupları saklayan Nedret Gürcan’ı daha iyi tanımak için, Benim Sevgili Taşram adındaki anılarını da okudum. Bir dönem adı Dinar ile o kadar özdeşleşmiş ki, üzerinde sadece “şair-dinar” yazan bir mektup bile dolaşıp ona ulaşmış. Kitapta Ahmed Arif’in, özellikle Diyarbakır’dan –işkence sonrası rehabilitasyon döneminde– yazdığı mektuplar insanın içine işliyor. ‘Nedret’im, Cânım…….🌿
Nasıl özledim seni bilsen! Ne varki bu günler gelmeni dilemem. Seni ağırlamak isterim de ondan. İt ahırı benzeri bir oda buldum. 50 lira aylık veririm. Su, falan hak getire. Bu yoksulluk beni yıkamadı gitti! Doğru dürüst bir evim, barınağım olsa, allahın günü değilse de 10 günde bir 40-50 mısrâ dökerim sanıyorum. KÜRDÜN GELİNİ(2), Dersim (3) taslakları da birer roman kılığına girer belki de. Ama bu gidişle hep hülyada kalacak bu galiba!”
(2), (3) Ahmed Arif’in bu iki çalışması yayınlanmadı.
Ankara, 1.8.1957🌿 Nedret’im,,,
…Bu duygular, bu zulümler, beni âsî, beni şair eden. Neylersin? Gün uğursuzun.
….Soylu sanatı, hele şiiri, nasıl da boğuntuya getiriyorlar! Kimse de, bir allahın kulu, çıkıp da “yahu arkadaşlar bu ne gidiş?” diye sormaz. Var mı yok mu, kof “devrimcilik”, “irtica”, “çarşaf… falan fıstık..” laflar. Bir de Cezayir lâfı var şükür! “Cezayir” dedin mi dilediğin gibi gaza basabiliyorsun! Ama, Anadolu’da bir millet, 2000 yıl daha keçi gütsün! Otuzunda ihtiyarlasın. Aydınları, okumuşları bile, ömrünün tek değişik macerâsı “Askerlik”ten dönüşün, bir iş tutsun, evlensin ve… ve ölümü beklesin! Hikâye bu kadar işte!✌🏻#TurgutÇeviker'inhazırladığı #NedretGürcan'a#EdebiyatçıMektuplarıkitabıüzerinebiryazı...!!(araştırma)..