Öyküde tür karmaşasının yaşandığı şu dönemde, kitaptaki bazı öyküleri okuduğumda, ne yazık ki ünlü olan yazarlara karşı bu tür karmaşasının görmezden gelindiğini ve "kendine has üslup ve tarz" olarak geçiştirildiğini üzülerek gördüm. Öykü dili sağlam ve kurgusu güzel birçok öykünün yanı sıra sadece iç konuşma havasında geçen ve şimdilerde deneme veya günlük hatta köşe yazısı olarak bile değerlendirilecek öğkücüklerin olduğunu gördüm. İnsana yaklaşımı, onu her yönüyle kuckalaması ve savunması zaten Sait Faik Abasıyanık imzası taşıyan her öykünün en bilindik özelliğidir. Tür olarak kendisine has özellik gösteren birbirinden zengin tüm bu öyküler şüphesiz dilimizi zenginleştiren hazinelerdir. Sadece, eleştirmenlerin yeni yazar ve yazar adaylarını tür tartışması ile budama eğilimi yerine bu zenginliği örnek göstererek teşvik etmesinin edebiyatımıza daha faydalı olacağını düşünüyorum. Daha özgün eserler görmek isyorsak, bu şart değil mi?