çektiğimiz acının derinliğinin bilincine ancak o acı bittikten sonra varırmışız ve büyük bir şaşkınlıkla, nasıl dayanabildim böylesine cehennem azabına dermişiz.
Babamın beni arayıp yolların nasıl olduğunu sormadığı ve dikkatli sürmemi tembihlemediği ilk yolculuğum. Köy evine beni kapının önünde karşılayıp eşyalarımı almadığı, bana tutuk bir şekilde sarılmadığı ilk varışım. Beni etrafta dolaştırıp nelerin çiçek açtığını, nelerin meyve durduğunu, nelerin yolunda gitmediğini, donun neleri vurduğunu, havalar ısınınca neleri dikeceğini göstermeden bahçeye ilk girişim.
Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas’tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonlarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğumun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonları. Ve yardım çağıracağım kimsem yok.
-Neden senin sevgilin olamıyorum Eriko?
•Çünkü senden sorumlu olamam,
-Bana neden böyle küstahça şeyler söylediğini anlamıyorum,
•Küstahça mı?, Başka bir insanın sorumluluğunu üstlenebileceğini düşünmek küstahlıktır. Büyüklük taslamaktır.