Geri Bildirim
Oriana Fallaci

Oriana Fallaci

8.4/10
74 Kişi
·
206
Okunma
·
9
Beğeni
·
2.129
Gösterim
Adı:
Oriana Fallaci
Unvan:
İtalyan Feminist Kadın Yazar, Gazeteci ve Siyasi Gözlemci
Doğum:
Floransa, İtalya, 29 Haziran 1930
Ölüm:
Floransa, İtalya, 15 Eylül 2006
Oriana Fallaci, (29 Haziran 1929 - 15 Eylül 2006), İslam karşıtlığıyla bilinen İtalyan feminist kadın yazar, gazeteci ve siyasi gözlemci.

Gençliği

Oriana Fallaci, 29 Haziran 1929 tarihinde Floransa'da doğdu. Babası, Mussolini karşıtı mücadelede liderlik yapmış ve Floransa'nın Naziler tarafından işgali sırasında kaçırılarak işkence görmüş bir aktivistti.Hayatı daima hareket halinde olmakla geçen Fallaci 9 yaşında kısa hikayeler yazmaya başladı. Henüz 14 yaşındayken direnişe başladı. Bu dönemde İtalya'daki Giustizia e Libertà adlı faşizm karşıtı bir organizasyona katıldı. Fallaci, savaş sırasında yaptığı çalışmalar sebebiyle İtalya'da Müttefik Kuvvetler Komutanı tarafından ödüllendirildi.

Mesleki Yaşamı

Henüz 17 yaşındayken gazetecilik mesleğine adım atan Fallaci, aralarında röportajı sırasında üzerindeki çarşafı çıkarıp üzerine fırlattığı Ayetullah Humeyni olmak üzere Henry Kissinger, Muammer Kaddafi, Golda Meir, Ariel Sharon, İndira Gandhi, Zülfikar Ali Butto, Şah Rıza Pehlevi gibi pek çok ünlü liderle yaptığı çarpıcı röportajlarla dikkatleri üzerine toplayarak adını duyurdu. 1967 yılından itibaren savaş muhabirliği görevi üstlenendi. Başta 7 senesini geçirmiş olduğu Vietnam olmak üzere Güney Asya, Orta Doğu, Güney Afrika, Orta ve Güney Amerika'da sıcak çatışmaların yaşandığı savaş alanlarında gazetecilik yaptı. 11 Eylül 2001 tarihinde New York'ta ikiz kulelere saldırısından sonra Müslümanlara karşı yazılar yazdı. Bu eserlerden biri olan ve Müslümanlar'ı hedef alan "Öfke ve Gurur" adlı eseri İtalya'da 1 milyonu aşkın sattı. İtalyan gazetesi Corriere della Sera'da bir dönem yöneticilik yaptı. Fallaci, çeşitli biyografi ve romanlar yazdı. Fallaci'nin önemli kitapları arasında, "Doğmamış Bir Çocuğa Mektup" ve "İnşallah" yer alıyor. Corriere della Sera Gazetesi'nde yayımlanan ‘‘İslam en büyük tehlikedir’’ başlıklı makalesi tepkiyle karşılandı.

Ölümden dönüş

2 Ekim 1968'de Meksika Olimpiyatları sırasında polisle göstericiler arasında çıkan çatışma esnasında sırtından ve dizinden vurularak ağır yaralandı. Fallaci'nin öldüğünün sanılması üzerine morga kaldırıldı. Ancak morgda görevli bir rahibin nefes aldığını görmesiyle yaşadığı anlaşıldı ve tekrar hayata döndü.

Böylelikle Fallaci, üç yüz kişinin ölümüyle sonuçlanan Meksika’daki Tlatelolco katliamında hayatta kalan iki kişiden biri olarak kaldı.

Röportajları

Fallaci, sorularıyla sıkıştırdığı Humeyni'nin ağzından aldığı İslami kıyafetleri sevmiyorsanız giymek zorunda değilsiniz sözü üzerine İmam, çok naziksiniz. Madem öyle dediniz, bu saçma, Ortaçağ'dan kalma bez parçasından hemen kurtulacağım diyerek örtüsünü çıkarıp fırlattı.

Henry Kissinger ile yaptığı bir röportajda sorduğu sorularla sıkıştırdığı Kissinger'a medyatikliği sevdiğini itiraf ettirmeyi başararak Kissinger'ı zor bir duruma soktu. Kissinger daha sonra bu röportaj için Hayatım boyunca bir basın mensubuyla yaptığım en felaket söyleşi oldu dedi.

Müslüman kimliğini ön planda tutan Muhammed Ali'yle yaptığı röportajı yarım kesti.

Röportajı sırasında Federico Fellini'den hiç hoşlanmadığını belirtmesi üzerine Fellini de ona Pis yalancı, küçük arsız kaltak diyerek hakaret etti.

Özel Hayatı

İslam karşıtlığıyla bilenen Fallaci aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa birliğine üyeliğine karşı radikal bir şekilde tavır aldı. İslam'ın Avrupa'yı istila edeceğini ve yakın bir gelecekte kıtada Avrupalı kalmayacağını öne sürdü. Bir Ateist ve Katolik Kilisesi'ne karşı olmasına karşın Fallaci hem Türkiye konusunda hem de Avrupa ile bütünleşmelerini ‘kabus’ olarak nitelendirdiği Müslümanlarla ile ilgili olarak Papa 16. Benedict ile gizlice bir görüşme ayarlamaya başardı.

Bush'un İslam barış dinidir demesi üzerine Bush'u eleştirdi.

Ayrıca doğduğu kent olan Floransa’da inşası planlanan cami için Oriana Fallaci:

"Leonardo Da Vincilerin, Raffaelloların, Giottoların sanat kenti Floransa'ya cami dikilirse kendi ellerimle havaya uçururum" diyerek hayatının son dönemlerini özellikle Avrupa'daki en büyük tehlike olarak gördüğü İslam dini üzerine söylemlerde bulunarak geçirdi.

Ölümü

Fallaci pek çok kez ölüm tehditi aldı. Hayatının son dönemlerini New York’ta geçiren Oriana Fallaci, 15 Eylül 2006 tarihinde kanser tedavisi gördüğü Floransa’da (76 yaşında) öldü.

Ödülleri

St. Vincent Gazetecilik Ödülü (İki kez)
1991 Bancerella Ödülü
Hemingway Edebiyat Ödülü
“Kadınla erkek arasında aşk dedikleri, bir mevsim. Ve bu mevsim çiçeklenme döneminde nasıl bir yeşillikler şöleniyse, solma döneminde de bir yığın çürüyen yapraktan başka bir şey değil.”
"Geri dönersem, daha beter! Aynı korkunç yollardan bir kez daha geçmem gerekecek. Oysa ilerlersem, yolun düzelebileceği umudu var..."
Erkek doğarsan, umarım hep düşlerimde kurduğum gibi bir erkek olursun; zayıflara karşı yumuşak, küstahlara karşı sert, seni sevenlere karşı cömert, seni kullanmak isteyenlere karşı acımasız... Bir de, İsaların, onları doğuran kadının değil de, Tanrı'nın, Kutsal Ruh'un oğulları olduğunu söyleyen herkesin düşmanı olasın.
"Yaşamın tadı tuzu mutluluktur ve mutluluk diye bir şey vardır; mutluluğun peşinden koşmaktır gerçek mutluluk."
Bir kitapta okumuştum, çektiğimiz acının derinliğinin bilincine ancak, o acı bittikten sonra varırmışız ve büyük şaşkınlıkla, nasıl dayanabildim böylesi cehennem azabına, dermişiz.
"Yaşam öylesine güç bir çaba ki, çocuk. Her gün yeni baştan başlayan savaş; mutluluk anıları ise kısacık ayraçlar, sonradan bedelleri acıyla, fazlasıyla ödenen..."
Oriana Fallaci'yi en sevdiğim huyumdan biri olan kitapçıya girerken kitapları inceleyip, hiç duymadığım, tanımadığım, bilmediğim yazarların kitaplarını alıp okumaya borçluyum.
Kitabın ismi çok dikkatimi çekmişti ilk okuduğumda, direk elime alıp arkasını okudum. Ve bu kitabı kesinlikle okumalıyım dedim kendime.
112 sayfa kısacık bir kitap gibi görünebilir ama kesinlikle yarattığı etki 1112 sayfalık.
Sayfa Sayısı az olup içeriği yüzlerce sayfaya bedel kitaplar vardır ya hah işte o kitaplara en güzel örneklerden biri. Sadece bir roman değil, bazen biyoloji, bazen psikoloji, bazen hukuk, bazen sağlık okuyor gibi okudum kitabı. Peki nedir kitabın konusu?
Adı üstünde dogmamış çocuğa mektup. Ama mektuptan ziyade bir iç hesaplaşma, yaşatmak ile yok etmek arasında girişilen bir savaş.
Sperm ile yumurtanın birleşmesinden başlayarak içinde bulunduğu ruh halini ve dışındaki yaşamı da düşünerek çocuğu ile mektup yoluyla konuşan bir anne.
Başta tüm kadınlar dersem sanırım büyük bir hatta olur. Onun için bu sayfadaki her anne ve baba adayları da dahil olmak üzere herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Dedigim gibi sadece 112 sayfa ama bitirince yarattığı etkinin bundan kat be kat falza olduğunu içinizde hissedeceksiniz.
Şimdiden keyifli okumalar...
Anne olmak...dünyada üstüne en çok anlam yüklenen olgu. Bir kadın içgüdüsel olarak mı anne olur?Anne olmak kadının kadınlığından bir şeyler alır mı?Peki baba olmak erkeğin erkekliğine bir şey katar mı?Hayatını çocuğu için yaşamayan kadın kötü bir kadın mıdır?Küçücük bir bebek annesinin bireyselliğini onun elinden nasıl olur da alır?İnsanı tehlikeli sorular sormaya sürükleyen ve cevaplarını aratan şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
Bizde daha çok Doğmamış Çocuğa Mektuplar'la biliniyor Fallaci. Oysa o dünyaca ünlü bir gazeteci aynı zamanda. Özellikle de dünya liderleriyle yaptığı röportajlarla tanınıyor. Altmışlarda, yetmişlerde uluslarası siyaset arenasında önemli bir figür olup da Fallaci'ye konuşmayan yokmuş neredeyse. İşte Tarihle Söyleşiler kitabı da Fallaci'nin yaptığı söyleşilerin derlemesi. Vietnam Savaşı devam ederken hem Güney Vietnam Başkanı Nguyễn Văn Thiệu, hem de Kuzey Vietnamlı general Võ Nguyên Giáp'la röportaj yapabilmek her gazetecinin harcı olmasa gerek. Ayrıca hem FKÖ lideri Yaser Arafat'la, hem de İsrail Başbakanı Golda Meir'le söyleşisi var kitapta. Henry Kissinger'ı mı istersiniz Zülfikar Ali Butto'yu mu; sosyal demokrasinin efsane lideri Willy Brandt'ı mı İran Şahı Rıza Pehlevi'i mi? Röportaj kitabı değil Soğuk Savaş Liderler Antolojisi mübarek.

Konuştuğu liderlere sorduğu zor, kışkırtıcı sorularla biliniyor Fallaci. Yapıldığı tarihte Playboy'da yayımlanan röportajı için Kissinger "hayatımın bir medya mensubuyla yapılmış en berbat röportajıydı" demiş yıllar sonra. Türkiye'ye de değen bir konuğu var Fallaci'nin: Makarios. Röportajın 35 - 40 sene önce yapıldığını bilmeseniz, Kıbrıs gündemiyle de az çok ilgiliyseniz yeni yapıldığını sanabilirsiniz; o derece her şey aynı coğrafyanın bu kısmında.

Kitabın en sonunda yer alansa uluslararası bir lider değil. Alexandros Panagoulis isimli bir Yunan. Albaylar Cuntası sırasında korkunç işkencelerden, cezaevlerinden geçmiş, politik bir aktivist. Bir diğer özelliği ise Fallaci'nin sevgilisi olması. Panagoulis 1976'da bir trafik kazasında ölecek ve Fallaci olayın kaza olmadığını, cuntanın bir tezgahı olduğuna inandığını açıklayacaktır.

Kitap yeni baskı yapmıyor, ben de bir sahafta görüp almıştım. Uluslararası Siyaset, Soğuk Savaş, Ortadoğu gibi konular sizin de 'keyword'lerinizse siz de bir sahaflara bakının derim.
Hayat hakkındaki görüşlerim üzerinde düşündürücü ve etkileyici bir rol oynadı. Bence bu kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar listesinde üst sıralarda yer almalı.
Nefes alan her kadının ve kadına değer veren her erkeğin mutlaka okuması gereken o kitap... Kadınlık ve annelik duygularının aralarındaki inanılmaz yarış, galip gelenin aslında var olan sonsuz kaybı... Derin kitaplardan.
Mektup bana, size, tüm insanlığa yazılmış bir açık mektup niteliğinde. Anne olmak... Dünyada üstüne en çok anlam yüklenen olgu. Bir kadın içgüdüsel olarak mı anne olur? Anne olmak kadının kadınlığından bir şeyler alır mı? Peki baba olmak erkeğin erkekliğine bir şey katar mı? Hayatını çocuğu için yaşamayan kadın kötü bir kadın mıdır? Küçücük bir bebek annesinin bireyselliğini onun elinden nasıl olur da alır? Yaşamın anlamını, adaleti, özgürlüğü, cinsiyet eşitsizliğini, kürtajı, yaşam hakkını sorguluyor ve sizi de sorgulamaya davet ediyor. Bir mektubunuz var. Bu mektubu doğmamış bir çocuk okuyamaz. Mektup, sizlerin onu okumasını bekliyor. İnsanı tehlikeli sorular sormaya sürükleyen ve cevaplarını aratan şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
Evlilik dışı hamile kalan bir kadının,bebeğini doğurup doğurmamak konusunda ikilemde kalması,çevresindekilerin bu gayri mesru bebeğe ve kadına bakış açısı,kadının korkuları,kaygıları,heyecanı ve mutluluğunun karmakarışık olması anlatılıyor kitapta.
'
'
Kadının aldığı karar sonrasında ruhunda yaşadığı çalkantılar ve annelik duygusu harika bir dil ile anlatılmış.Kitap kısacık ama öyle öyle hemen bitmiyor çünkü okuyup geçmek imkansız.Altı çizilecek okadar çok düşündürücü cümleler var ki bir anne olarak gerçekten çok etkilendim

Yazarın biyografisi

Adı:
Oriana Fallaci
Unvan:
İtalyan Feminist Kadın Yazar, Gazeteci ve Siyasi Gözlemci
Doğum:
Floransa, İtalya, 29 Haziran 1930
Ölüm:
Floransa, İtalya, 15 Eylül 2006
Oriana Fallaci, (29 Haziran 1929 - 15 Eylül 2006), İslam karşıtlığıyla bilinen İtalyan feminist kadın yazar, gazeteci ve siyasi gözlemci.

Gençliği

Oriana Fallaci, 29 Haziran 1929 tarihinde Floransa'da doğdu. Babası, Mussolini karşıtı mücadelede liderlik yapmış ve Floransa'nın Naziler tarafından işgali sırasında kaçırılarak işkence görmüş bir aktivistti.Hayatı daima hareket halinde olmakla geçen Fallaci 9 yaşında kısa hikayeler yazmaya başladı. Henüz 14 yaşındayken direnişe başladı. Bu dönemde İtalya'daki Giustizia e Libertà adlı faşizm karşıtı bir organizasyona katıldı. Fallaci, savaş sırasında yaptığı çalışmalar sebebiyle İtalya'da Müttefik Kuvvetler Komutanı tarafından ödüllendirildi.

Mesleki Yaşamı

Henüz 17 yaşındayken gazetecilik mesleğine adım atan Fallaci, aralarında röportajı sırasında üzerindeki çarşafı çıkarıp üzerine fırlattığı Ayetullah Humeyni olmak üzere Henry Kissinger, Muammer Kaddafi, Golda Meir, Ariel Sharon, İndira Gandhi, Zülfikar Ali Butto, Şah Rıza Pehlevi gibi pek çok ünlü liderle yaptığı çarpıcı röportajlarla dikkatleri üzerine toplayarak adını duyurdu. 1967 yılından itibaren savaş muhabirliği görevi üstlenendi. Başta 7 senesini geçirmiş olduğu Vietnam olmak üzere Güney Asya, Orta Doğu, Güney Afrika, Orta ve Güney Amerika'da sıcak çatışmaların yaşandığı savaş alanlarında gazetecilik yaptı. 11 Eylül 2001 tarihinde New York'ta ikiz kulelere saldırısından sonra Müslümanlara karşı yazılar yazdı. Bu eserlerden biri olan ve Müslümanlar'ı hedef alan "Öfke ve Gurur" adlı eseri İtalya'da 1 milyonu aşkın sattı. İtalyan gazetesi Corriere della Sera'da bir dönem yöneticilik yaptı. Fallaci, çeşitli biyografi ve romanlar yazdı. Fallaci'nin önemli kitapları arasında, "Doğmamış Bir Çocuğa Mektup" ve "İnşallah" yer alıyor. Corriere della Sera Gazetesi'nde yayımlanan ‘‘İslam en büyük tehlikedir’’ başlıklı makalesi tepkiyle karşılandı.

Ölümden dönüş

2 Ekim 1968'de Meksika Olimpiyatları sırasında polisle göstericiler arasında çıkan çatışma esnasında sırtından ve dizinden vurularak ağır yaralandı. Fallaci'nin öldüğünün sanılması üzerine morga kaldırıldı. Ancak morgda görevli bir rahibin nefes aldığını görmesiyle yaşadığı anlaşıldı ve tekrar hayata döndü.

Böylelikle Fallaci, üç yüz kişinin ölümüyle sonuçlanan Meksika’daki Tlatelolco katliamında hayatta kalan iki kişiden biri olarak kaldı.

Röportajları

Fallaci, sorularıyla sıkıştırdığı Humeyni'nin ağzından aldığı İslami kıyafetleri sevmiyorsanız giymek zorunda değilsiniz sözü üzerine İmam, çok naziksiniz. Madem öyle dediniz, bu saçma, Ortaçağ'dan kalma bez parçasından hemen kurtulacağım diyerek örtüsünü çıkarıp fırlattı.

Henry Kissinger ile yaptığı bir röportajda sorduğu sorularla sıkıştırdığı Kissinger'a medyatikliği sevdiğini itiraf ettirmeyi başararak Kissinger'ı zor bir duruma soktu. Kissinger daha sonra bu röportaj için Hayatım boyunca bir basın mensubuyla yaptığım en felaket söyleşi oldu dedi.

Müslüman kimliğini ön planda tutan Muhammed Ali'yle yaptığı röportajı yarım kesti.

Röportajı sırasında Federico Fellini'den hiç hoşlanmadığını belirtmesi üzerine Fellini de ona Pis yalancı, küçük arsız kaltak diyerek hakaret etti.

Özel Hayatı

İslam karşıtlığıyla bilenen Fallaci aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa birliğine üyeliğine karşı radikal bir şekilde tavır aldı. İslam'ın Avrupa'yı istila edeceğini ve yakın bir gelecekte kıtada Avrupalı kalmayacağını öne sürdü. Bir Ateist ve Katolik Kilisesi'ne karşı olmasına karşın Fallaci hem Türkiye konusunda hem de Avrupa ile bütünleşmelerini ‘kabus’ olarak nitelendirdiği Müslümanlarla ile ilgili olarak Papa 16. Benedict ile gizlice bir görüşme ayarlamaya başardı.

Bush'un İslam barış dinidir demesi üzerine Bush'u eleştirdi.

Ayrıca doğduğu kent olan Floransa’da inşası planlanan cami için Oriana Fallaci:

"Leonardo Da Vincilerin, Raffaelloların, Giottoların sanat kenti Floransa'ya cami dikilirse kendi ellerimle havaya uçururum" diyerek hayatının son dönemlerini özellikle Avrupa'daki en büyük tehlike olarak gördüğü İslam dini üzerine söylemlerde bulunarak geçirdi.

Ölümü

Fallaci pek çok kez ölüm tehditi aldı. Hayatının son dönemlerini New York’ta geçiren Oriana Fallaci, 15 Eylül 2006 tarihinde kanser tedavisi gördüğü Floransa’da (76 yaşında) öldü.

Ödülleri

St. Vincent Gazetecilik Ödülü (İki kez)
1991 Bancerella Ödülü
Hemingway Edebiyat Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 206 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 98 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.