Bir delikanlıyla bir kızın sevdasını bahane
eden öfke... Gittikçe zaman bozuluyor ve halk azıtıyor. Bugün benim sarayımın kapısını tutarlar kız bahanesiyle, yarın İstanbul şehrini doldurur Padişahın sarayının kapısını tutarlar başka
bir bahaneyle. Vakt erişti gibime gelir. Şu halka bir çare bulamazsak hepimizin kellesi gider. Yarın zulmü bahane ederler,öbürsü gün vergiyi, öbürsü gün sarayımızı, öbürsü gün ekmeği...
Ve birikirler birikirler... Yüz bin yılın öfkesi ve de acısıyla...
Ölümü ve hayatı düşünüyordu. İnsanları, şu dağlardan, ovalardan kopup gelen kalabalığı
düşünüyordu. Bunlar bir erkek ve bir kadının mutluluğu için buraya toplanmışlardı.
Ağrıdağı zulme, kötülüğe öfkelenmiş, kaldırmış bir parçasını bunların üstüne yollamış. On beş köy tekmil canlısıyla dağın altında kalmış. Dağ yutmuş onları... Ağrının öfkesi budur. Aşk kuşu bir yalımdır. Dokunduğu yüreği yalım eder. Sevda yuvası yalımdır. Ağrının öfkesidir bu. Ağrının belasıdır. Ağrıya karşı çıkılmaz.Ağrının lanetidir bu.