Ama hayat pek çok sıradan durumun bir çanakta kaynaşmasından
başka nedir ki?
Hangi hayat "son bir şans" ile sınanarak, sonra da kargışlanıp bir kenara atılabilir. Hatanın soyağacında, dallardan aşağıya sarkmış pek çok yanlış, bugün bize son bir şans veren insanlara ait değil midir?
Sanıldığı gibi, insanı yıkan çektiği acılar değildir. İnsan, çektiklerini paylaşamadığı için, kendi acısıyla söyleşmeye başladığında yıkılır.
Bu yüzden hiçbirimiz boşluğa düşmek istemeyiz. Çevremizi başka insanlarla, başka canlılarla ya da eşyalarla tahkim etmeye can atarız. Boşluğa düştüğümüzde, insafsız bir yalnızlığın ruhumuzu yağmalayacağını peşinen biliriz.