"Seni görmem gerekiyor anne.
Önce ellerimi tut. Sonra senden başka kimseler bilmesin burada olduğumu. Ne cevap ver çalan telefonlara, ne de çalınan kapıları aç. Fark etmesin hiç kimse evde olduğumuzu. Koyu bir sessizlikte gizleyelim varlığımızı.
Sen bana çocukken gizlendiğim odalardan bahset. Kaçtığım sokak köşelerini, uzun uzun arayışlarını, bulunca içtenlikli sarılışlarını anlat. Benimse gizlenmekten vazgeçmeyişlerimi. Ben sana gidemediğim ülkelerden söz edeyim. Rüyalarımda tam kaçarken bacaklarımın tonlarca ağırlaştığını, adım atamadığımı, yakalandığımı, terlediğimi anlatayım. Sen bütün rüyalarımı hayra yor.
Ellerini saçlarımın arasında gezdir. Gözlerimin üzerinde gezdir ellerini. Yaralarımın üzerinde gezdir, ellerin şifa olsun. Çocukken dizlerimde bir türlü geçmeyen, acı veren yaralarımın nasıl iyileştiğini anlat. Ben görünmeyen yaralarımı anlatayım.
Benim için kaygılan, acı çek, tedirgin ol, gözlerin dolsun…
Benim için yalan söyle, telaş et, ağla.
Ben sana pişmanlıklarımı anlatayım. Sen yargılamadan teselli et. Gözlerimi kaçırayım gözlerinden, utanayım. Ellerinle tut yüzümü, gözlerini gözlerime çevir. Soluklarını hissedeyim yüzümde. Sesin dua olsun, yüzüme üfle.
Ellerimi tut, senden başkası bilmesin burada oldğumu. Her kapı çalınışında tedirgin olayım. Başımı göğsüne yasla, eskiden kalma bir türküye sığınalım.
Sen bana yol ol. Bütün tuzaklardan emin olayım.
Sen bana sabah ol. Bütün karanlıklardan emin olayım. Sen bana tövbe ol…
Bana yeniden gebe kal. Yeniden sancılar çek gece yarılarında. Beni yeniden doğur. Masumiyeti hatırlat. Günahlarımdan sıyrılayım.
Sen Meryem ol, ben İsa olayım.
Susayım doğar doğmaz, hiç konuşmayayım. Yıllar geçse de konuşmayayım. Sükutum senin günahın olsun. Seni, benim yerime çarmıha gersinler. Korkularım tüketsin beni. Sana