Uğur Karaaslan

Uğur Karaaslan
Kendi yazdıklarımı ve gerçekten çok ama çok beğendiğim alıntıları paylaşıyorum... Desteğin için şimdiden çok teşekkür ederim. Şiir Düşün&ce Fitness Futbol Beşiktaş
Sistem Destek Uzmanı, Migros çalışanı
Bilgi yönetimi Myo
Adana
Seyhan, 17 Mayıs 1988
37 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sevgi, ilişkinizle birlikte samimi ve emek karşılığında eklediğiniz değer ile daha derin bir anlam taşımaya başlar... Bu, adil sevginin çapını ve kapsamını genişletir. Bu sayede insanlar daha gerçek sevgilere ulaşabilir belki de... Sizin yüklediğiniz her anlamlı etki daha büyük insan topluluklarına ulaşır... Bu şekilde insanlar daha doğru sevgiler yaşamaya çalışır... Ve doğru sevgiler, daha doğru aileler doğurur... Bu yüzden siz ne derseniz deyin, doğru yaşamaya ve doğru sevmeye çabalamak dışında elimizden bir şey gelmez. Bunun tersi de mümkün... Tıpkı günümüzde olduğu gibi... Belki de bu olguya karşılık bir panzehir düşünmek zorundayız, her birimiz... Şimdi, her iyi niyetli ilişkinin beyaz, her kötü niyetli ilişkinin de siyah bir renk yaydığını düşün. Ağırlık zifirî bir siyah ve dünyayı bu konuda hep beraber daha siyah bir yere doğru götürüyoruz ama bunun farkında bile değiliz;ki olsak da bu umrumuzda değil!!
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Derinlik... İnsanlarin kaybettiği, şimdiki yozlaşmanın yerini aldığı kelime bu belki de... Peki önemi nedir ki derinlik kaybının? En fazla ne olur bu gerçekleşirse? Bunun tezahürü çan eğrisi diyebilirim. Kötü, saygı gördükçe, değer kazandıkça (maddi ve manevî) ilk önce samimi olmayan 'iyiler' savaşı kaybeder. Sonra kendi içinde bu savaşı verenler de sessiz bir çoğunluk haline gelir. Bütün nezaket kuralları değersizdir artık. Vefanın tüm tonları kaybolur. Vicdan bir kadın ismidir sadece. Kurnaz olmamak, enayiliktir mesela. Sevgiye, 'aynı seviyede sevmek' demeyeyim ama; aynı düzlemden bakılmaz hale gelir. Bunu biz sevgisizlik olarak tanımlıyoruz ama aynı düzlemde sevmemek diğer adıyla : anlaşılmamak... Sanırım sevginin derinleşmeye başladığı kapısı diyebilirim. Şimdi bana sevmeyi anlat, bütün bu kaosun içinde. Bu yeni dünyayı sevmedik de biz...🤷🏻‍♂️😊
Edebiyat
Ne olurdu? Ne olurdu kocaman bir gülüş yarım kalmasa...? Ne olurdu bütün mavilerle birlikte gülsek? Solsaydı bütün kötülerin gülleri, Koyu bir karanlıkta. Senin çocuk gülüşlerini koklasam nedensiz... Seni koyu bir karanlıkta tanımış olmasam, mesela. Güneşim doğdu, desem sen uyandığında yan yana. Önsözünü okuduğum kitabın bir kez sonunu getirsem ne olurdu? Seni bu kadar güzel sevmişken ; Bu sevgi boşa gitmese ne olurdu ki en fazla? Zaten öleceğiz, ne olurdu bir kez gerçek bir sevgiye takılsa hayatımız... Bana bir masal anlat baba... İçinde gerçek olan, inanan bir insana dair...
Filistin
Peki;kendini yalnız hisseden insanları ne yapacağız? Fikren, ruhen, nefsen, aklen çekilen yalnızlık, o mağara tasviri midir? Evet... Belki bir büyüklenme, belki bir şikayet kendi çağına alışamama hali... Ama bu his sonuç olarak orda içine oturmuşken insanın ; bu tanımı belirsiz yalnızlık hissi insanı bir yere taşımaya aday da olsa gerek. Çünkü, bu kadar işaret, ruhun olmak istediği sığınağa hatta mağaraya yönlendiren bir hali var... Tesadüflere inanmayan insan teki, bu kendindeki hali de anlayacaktır zamanla... ☝🏻🤲🏻
1000Kitap
Kulpu kırık vicdanların... İler tutar yanı da yok! Acı bir kahvesi bile içilmiyor artık insanlığın. Bütün meşakkat, bencilliklerini harlamak. Başka bir meşgale yok. Meşgale ne ola ki? Meşaleler sönük... Davalar dosyasız, Dosyalar davasız... Yaşamın meşalesine bir göz atmadan; Sadece algoritmik... Utanma, adi renklerle kesik kesik... Besle Besle! Besle amaçsız yaşama dürtünü. Besle ki kör ol tamamen dünyaya. Sen yaşamı yaşayacağına; Yaşam seni yaşasın!.
1000Kitap