Bilindiği
gibi, Antikçağ’daki geçerli görüşe göre çalışmak
aşağılık bir şeydi, kölelerin işi sayılmaktaydı,
efendinin çalışmak gibi pis bir işe bulaşması
uygun düşmezdi; ayrıca, efendi salt emir veren
kimse değil, tüm iyi özellikleri kendisine
toplayan biriydi. Egemen sınıf en seçkin
insanlardan oluşuyordu; nitekim Yunanca
“aristos” sözcüğü her iki anlamı da
içermekteydi. Aristokrasi, en seçkinlerin
egemenliği demekti. Ne var ki, kimin aristokrat
sayılacağı insanlardaki erdem ve üstünlükler
gözden geçirilerek değil, zora başvurularak
belirleniyordu.