Hüseyin B

Hüseyin B
@Hictevar
Kitap okumayan üye. Hedef, ölmeden limitsiz...
Sıkı ve sert bir eğitim çocukta yaşam sevincinin doğmasını ve bir toplumsallık duygusunun gelişmesini engelleyeceği gibi, en ufak güçlükleri bile çocuğun yolundan temizlemeyi amaçlayan ve çocuğu aşırı bir sevecenlikle sarıp sarmalayan eğitim de yine aynı olumsuz etkiyi gösterir, çocuğun ileride aile dışında hüküm sürecek iklimin hoyrat havasında tutunamamasına yol açar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özellikle rahat bir çocukluk, çocuğun bu dünyaya severek ve kolaylıkla uyum göstermesini sağlar. Çocuklardan pek çoğunun ne gibi güçlüklerle savaştığı, hayatlarının ilk yıllarında dünyayı yaşanmaya değer sevimli bir yer gibi tasarlayabilmelerinin ne denli zorlaştırıldığı düşünülürse, ilk çocukluk izlenimlerinin alabildiğine büyük bir önem taşıdığı görülür, çünkü çocuğun ileride izleyeceği doğrultuyu bu izlenimler belirler.
Bilindiği gibi, Antikçağ’daki geçerli görüşe göre çalışmak aşağılık bir şeydi, kölelerin işi sayılmaktaydı, efendinin çalışmak gibi pis bir işe bulaşması uygun düşmezdi; ayrıca, efendi salt emir veren kimse değil, tüm iyi özellikleri kendisine toplayan biriydi. Egemen sınıf en seçkin insanlardan oluşuyordu; nitekim Yunanca “aristos” sözcüğü her iki anlamı da içermekteydi. Aristokrasi, en seçkinlerin egemenliği demekti. Ne var ki, kimin aristokrat sayılacağı insanlardaki erdem ve üstünlükler gözden geçirilerek değil, zora başvurularak belirleniyordu.
Bazen insanlar, kendini beğenmişlik ya da kibir sözcüğü yerine kulağa daha hoş gelen hırs sözcüğünü kullanarak kendilerini biraz temize çıkarmaya çalışır. Birçok insan vardır ki, kendisinin pek hırslı bir kişi olduğunugururla açığa vurur. Bazıları da“hamaratlık” sözcüğüne sığınır. Topluma yararı dokunduğu süre, hamaratlığa bir itirazımız olamaz. Ne var ki, genellikle ilgili deyimlere başvurulmasının nedeni, alabildiğine bir kendini beğenmişliği kamufle etmekten başka bir şey değildir.
Sayfa 224 - Say·Kitabı okudu