“İnsan” vâkıasını tanıyıp tahlil eden ve bu tanıyışın ışığında ona rehberlik ederek kendisini saâdete ulaştırmak isteyen de nihayet aynı müsbet ve menfi temâyüllerin hilkaten mahkûmu olan bir insan değil mi?!.
Fizik ve metafizik âlemin hakikatlerini beşeriyete bir küll halinde takdim eden İslam’ın asıl hasmı “pozitivizm”dir. Laboratuvarda teyit edilmeyen hiçbir şeyin hakikatini kabul etmemek suretinde ifade edebileceğimiz bu batıl görüşün, ortaya çıktığı Batı’da çoktan çürütülmüş olmasına rağmen bizim çeyrek münevverler tarafından hâlâ İslam’a itiraz sadedinde sermaye olarak kullanılması, hazin bir tecelli ve fiili bir gericiliktir.