Hiç kimsenin kimseyi düşünmediği , herkesin selamı ve teşekkürü çoktan unuttuğu bir dünyada , şükürsüz, duvar yüzlü, yitik insanlara karşılıksız iyilikte bulunmak, hayırda kendi kendiyle yarışmak, ona ayrı bir zevk veriyordu.
Allah için, yalnız Allah rızası için iyilik yaparak , kullardan teşekkür bile beklememenin insanını sınırsız bir yalıtılmışlığa ittiği bu ortamda, o garip, ıssız, tarifsiz uyum içinde Rabbine daha sıkıca sarılmanın lezzetini tadıyordu.