Güاsüm

" sıradan görünen bir yüceliğin ihtişamı"
Varlıklılar varlıklarını, bilgililer bilgilerini, entelektüeller entelliklerini, makam ve mevki sahipleri üstünlüklerini; giydikleri elbisedeki küçük bir ayrıntıdan konuşmalarında seçtikleri kelimelere kadar her yerde sergilemeyi nasıl da başarırlar. (Doğrusu, bu vurgularını görmezden gelerek kendimce küçük bir intikam aldığımı itiraf etmeliyim.)
Sayfa 85·Kitabı okudu
Reklam
Malumdur ki kulluk, bir kez erişilip sonsuza kadar kendiliğinden korunan bir durum değildir , sürekli dikkat ve özen ister. Bu sebeple İslâm'ın ibadet anlayışı, Allah ile ilişkimizi günün ya da haftanın belli zaman dilimleriyle sınırlamaz. Böylece Müslümanların vakti, birbirine zıt merkezler arasında parçalanmaktan; benliği ise bu parçalanmışlığın yol açtığı maddi ve manevi yorgunluklardan kurtulmuş olur. Müslümanlar günlük işlerini yaparken, aileleriyle ilgilenirken ya da kazanç peşinde koşarken de Rablerinin koyduğu sınırlara riayet ettikleri sürece kulluk dairesinin içinde kalır, sevap kazanmaya devam ederler. Bir anları diğerini boşa çıkarmaz. Bu bilinçle Müslümanlar, günlük dilde duygu ve temennilerini ifade ederken de Allah'ın adını anarak kulluk bağlarını ibadetlerle sınırlamayıp hayatın tamamına yaymışlardır. "Sübhanallah, elhamdülillah, Allahu ekber, bismillah, inşallah, hasbunallah, la ilahe illallah, estağfirullah, maşallah" gibi ifadeler, islâm coğrafyasının neresine giderseniz gidin evlerde ve sokaklarda kulağınıza çalınacak bir gül kulluğu günlük dilin bir parçası haline getiren sözlerdir.
Sayfa 79·Kitabı okudu
itidalliolmak
Hayatın maddi ve manevi yönlerini karşı karşıya getirip birini yüceltirken diğerini "olmasa da olur " diye küçümseyen anlayış, bizi topallıktan başka bir yere götürmez. Bizi en iyi tanıyan, bizi yaratmış olan Rabbimizdir ve O, insan için "en iyi ve en sağlıklı yolu" denge içinde belirlemiştir. Bu yolda asıl olan, zahiri batına feda etmemek, batını da zahire kurban etmemektir. Rabbimizin belirlediği bu denge yoluna ulaşabilmek için bize düşen, inançta ve eylemde hiçbir alanı dışarıda bırakmadan tevhidin hayatımızın her yönüne sirayet etmesine izin vermektir. Çünkü İslâm'da dinin ilgilenmediği, boş bıraktığı ya da din dışı gördüğü hiçbir alan olmadığı gibi , hayatın maddi veya manevi hiçbir cephesi "olmasa da olur" mantığı ile ihmal edilemez. Kur'an'a ve sünnete bütünüyle baktığımızda ise , dinin özüyle zahiri amellerin bırakın birbirine aykırı olmasını, bilakis birbirine desteklediği açıkça görülür.
Sayfa 79·Kitabı okudu
bknz : Cuma, 62/5
Rabbimiz, bilgiyi bilip de onun gereğini yerine getirmemeyi bir merkebin sırtına kitaplar yüklemeye benzetir ve bu durumu inkarla ilişkilendirir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Hz Peygamber( sav) , ashabına eğitirken onlardan yaratılış özelliklerini değiştirmelerini değil, bu özellikleri hayra yönlendirmelerini istemiş; Allah'ın çizdiği sınırlar içinde karakter, fikir ve uygulama çeşitliliğini desteklemiştir.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Reklam